LookItUp

blind

İngilizce “blind” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /blaɪnd/

blind Türkçede: kör, görme engelli, duyarsız, çıkmaz, sağır, açıklıksız

sıfat

GÖRME YETİSİA2

kör, görme engelli

Hiç göremeyen veya çok az görebilen.

Basit İngilizce açıklama: Unable to see, or able to see only very little.

  • She has been blind since birth.
  • He is partially blind in his left eye.
  • The museum provides audio guides for blind visitors.

Nasıl kullanılır: blind in one/both eyes (He is blind in one eye.)

Eş anlamlılar: sightless

Zıt anlamlılar: sighted

Sık kullanılan kalıplar: blind person, partially blind, blind in something

FARK ETMEMEB2

kör, duyarsız

Önemli bir gerçeği veya sorunu fark edemeyen ya da görmek istemeyen.

Basit İngilizce açıklama: Unable or unwilling to notice an important fact or problem.

  • She was blind to his faults.
  • How could we have been so blind about the risks?
  • Their success made them blind to serious problems.

Nasıl kullanılır: blind to something (He was blind to the danger.)

Eş anlamlılar: unaware, oblivious

Zıt anlamlılar: aware

Sık kullanılan kalıplar: blind to something, blind about something

ÇIKMAZC1

çıkmaz

Öbür ucunda çıkış bulunmayan.

Basit İngilizce açıklama: Having no way out at the far end.

  • We turned into a blind alley.
  • The blind tunnel ended at a rock face.
  • They found themselves in a narrow blind passage.

Eş anlamlılar: dead-end

Sık kullanılan kalıplar: blind alley, blind tunnel, blind passage

AÇIKLIKSIZC2

sağır, açıklıksız

Penceresi, kapısı veya başka bir açıklığı olmayan.

Basit İngilizce açıklama: Having no windows, doors, or other openings.

  • The courtyard faced a blind wall.
  • A blind facade gave the building a severe appearance.
  • They painted a mural on the warehouse’s blind side.

Eş anlamlılar: windowless, blank

Sık kullanılan kalıplar: blind wall, blind facade

isim

PENCERE PERDESİB1

stor, jaluzi

Işığı ayarlamak için kaldırılan, indirilen veya yönü değiştirilen pencere örtüsü.

Basit İngilizce açıklama: A window covering that you raise, lower, or adjust to control light.

  • Please lower the blind.
  • We fitted new blinds in the kitchen.
  • Sunlight came through the gaps in the blind.

Eş anlamlılar: shade

Sık kullanılan kalıplar: roller blind, window blind, lower the blind

GİZLENME YERİC1

avcı sığınağı, gözlem kulübesi

Hayvanları gözlerken veya avlarken insanların saklandığı korunaklı yer.

Basit İngilizce açıklama: A shelter where people hide while watching or hunting animals.

  • The hunter waited in a blind.
  • We watched the ducks from a wooden blind.
  • They built a blind beside the marsh.

Eş anlamlılar: hide, hiding place

Sık kullanılan kalıplar: duck blind, hunting blind, bird blind

ZORUNLU BAHİSC1

kör bahis

Pokerde oyuncunun kartlarını görmeden önce yapmak zorunda olduğu bahis.

Basit İngilizce açıklama: A bet that a poker player must make before seeing their cards.

  • He posted the small blind.
  • The big blind increased after an hour.
  • Players must pay their blinds before the cards are dealt.

Eş anlamlılar: forced bet

Sık kullanılan kalıplar: small blind, big blind, post a blind

BEYZBOLDA SIFIRC2

sıfır skor

Beyzbolda eskiden kullanılan bir skor yazımında sıfır puan.

Basit İngilizce açıklama: A score of zero in an old form of baseball scoring.

  • The scorer recorded a blind.
  • Their first inning ended with a blind on the score sheet.
  • The old baseball report lists three blinds for the visiting team.

Eş anlamlılar: zero

Sık kullanılan kalıplar: a blind, record a blind

blind kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

blind ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler