LookItUp

chair

İngilizce “chair” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /tʃɛr/ · İngiltere /tʃeə/

chair Türkçede: sandalye, başkan, başkanlık, profesörlük kürsüsü, orkestra pozisyonu, salon çalışma yeri

isim

SANDALYEA1

sandalye

Genellikle sırt dayama yeri ve dört ayağı olan, bir kişinin oturabileceği eşya.

Basit İngilizce açıklama: A seat for one person, usually with a back and four legs.

  • Please take a chair.
  • She sat on the chair by the window.
  • We need two more chairs for dinner.

Eş anlamlılar: seat

Sık kullanılan kalıplar: sit on a chair, wooden chair, comfortable chair

BAŞKANLIKB2

başkan, başkanlık

Bir toplantıyı veya komiteyi yöneten kişi ya da bu kişinin görevi.

Basit İngilizce açıklama: The person who leads a meeting or committee, or the position they hold.

  • The chair opened the meeting.
  • She was elected chair of the committee.
  • Who will take the chair today?

Nasıl kullanılır: chair of something (He is chair of the board.)

Eş anlamlılar: chairperson, chairman, chairwoman

Sık kullanılan kalıplar: committee chair, chair of something, elect a chair

PROFESÖRLÜK KÜRSÜSÜC1

profesörlük kürsüsü

Bir üniversitede eğitim ve araştırma yürütülen önemli bir akademik görev.

Basit İngilizce açıklama: An important teaching and research position at a university.

  • She holds a chair in history.
  • The university created a new chair in physics.
  • He was appointed to the chair of mathematics.

Nasıl kullanılır: chair in something (She was offered a chair in chemistry.); chair of something (He holds the chair of philosophy.)

Eş anlamlılar: professorship

Sık kullanılan kalıplar: university chair, endowed chair, chair in something

ORKESTRA POZİSYONUC1

orkestra pozisyonu

Bir müzisyenin orkestrada kendisine ayrılan yeri veya sırası.

Basit İngilizce açıklama: A musician’s assigned place or rank in an orchestra.

  • She plays first chair in the violin section.
  • He won a chair in the orchestra.
  • The second chair became vacant last month.

Eş anlamlılar: position, seat

Sık kullanılan kalıplar: first chair, second chair, win a chair

KUAFÖR ÇALIŞMA YERİC1

salon çalışma yeri

Kuaför veya berberin dükkânda kendisine ayrılan çalışma yeri.

Basit İngilizce açıklama: An assigned working place for a hairdresser or barber in a shop.

  • She rents a chair at the salon.
  • Two chairs are available for new stylists.
  • He gave up his chair to open his own shop.

Eş anlamlılar: station, place

Sık kullanılan kalıplar: rent a chair, salon chair, available chair

fiil

TOPLANTI YÖNETMEKB2

başkanlık etmek, yönetmek

Bir toplantıya başkanlık edip konuşmaların düzenli ilerlemesini sağlamak.

Basit İngilizce açıklama: To lead a meeting and manage the discussion.

  • She will chair the meeting.
  • He chaired the committee for three years.
  • Who is chairing today’s discussion?

Eş anlamlılar: lead, preside over

Sık kullanılan kalıplar: chair a meeting, chair a committee, chair a discussion

ŞAİRİ ÖDÜLLENDİRMEKC2

tören koltuğuyla ödüllendirmek

Galler’deki bir sanat festivalinde kazanan şaire ödül olarak bir tören koltuğu vermek.

Basit İngilizce açıklama: To give a winning poet a ceremonial seat as a prize at a Welsh arts festival.

  • They will chair the winning poet.
  • She was chaired at the Welsh festival.
  • The crowd cheered as the judges chaired the bard.

Sık kullanılan kalıplar: chair the poet, chair a winner

chair kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

chair ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler