LookItUp

chance

İngilizce “chance” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /tʃæns/ · İngiltere /tʃɑːns/

chance Türkçede: olasılık, ihtimal, fırsat, şans, tesadüf, rastlantı

isim

OLASILIKA2

olasılık, ihtimal

Bir şeyin gerçekleşmesinin ne kadar mümkün olduğu.

Basit İngilizce açıklama: How likely it is that something will happen.

  • There is a chance of rain.
  • Our chances of winning have improved.
  • What is the chance that he will agree?

Nasıl kullanılır: a chance of something (There is a chance of snow tonight.); a chance that… (There is a chance that the train will be late.)

Eş anlamlılar: likelihood, probability, possibility

Sık kullanılan kalıplar: chance of rain, good chance, little chance, high chance

FIRSATA2

fırsat, şans

İstediğin bir şeyi yapmana olanak sağlayan durum veya zaman.

Basit İngilizce açıklama: An occasion when you can do something you want to do.

  • Give me a chance to explain.
  • I missed my chance to ask her.
  • Everyone deserves a second chance.

Nasıl kullanılır: a chance to do something (She had a chance to study abroad.)

Eş anlamlılar: opportunity, opening

Sık kullanılan kalıplar: give someone a chance, second chance, chance to learn

TESADÜFB1

tesadüf, rastlantı, şans

Olayların planlanmadan veya kimsenin kontrolünde olmadan gerçekleşmesi.

Basit İngilizce açıklama: Events happening without being planned or controlled.

  • We found the shop by chance.
  • Their meeting was pure chance.
  • In this game, chance matters more than skill.

Eş anlamlılar: luck, accident

Sık kullanılan kalıplar: by chance, pure chance, game of chance

fiil

RİSK ALMAB2

risk almak, göze almak

Başarısızlık veya sorun ihtimaline rağmen bir şeyi yapmak.

Basit İngilizce açıklama: To do something even though it might fail or cause problems.

  • We could wait, or chance it.
  • They chanced a swim despite the cold water.
  • I chanced the trip without booking a room.

Eş anlamlılar: risk

Sık kullanılan kalıplar: chance it, chance a swim

TESADÜFEN KARŞILAŞMAC1

rastlamak, tesadüfen bulmak

Bir şeyi beklenmedik şekilde bulmak veya birine rastlamak.

Basit İngilizce açıklama: To find something or meet someone without planning to.

  • We chanced upon a small cafe.
  • He chanced across the letter while cleaning.
  • They chanced upon each other in a distant city.

Nasıl kullanılır: chance upon someone/something (We chanced upon an old friend at the market.); chance across something (She chanced across a useful book.)

Eş anlamlılar: come across, happen upon, stumble upon

Sık kullanılan kalıplar: chance upon something, chance across something

DOLANDIRMAC2

dolandırmak, kazıklamak

Birini kandırarak parasını veya eşyalarını elinden almak.

Basit İngilizce açıklama: To trick someone into losing money or possessions.

  • That salesman chanced me.
  • They chanced several buyers before disappearing.
  • She realized she had been chanced when the seller vanished.

Eş anlamlılar: cheat, swindle, con

Sık kullanılan kalıplar: chance someone, chance a buyer

chance kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

chance ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler