LookItUp

crush

İngilizce “crush” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu

Okunuşu: ABD /krʌʃ/

Diğer biçimleri: crushes, crushed

crush Türkçede: hoşlanma, tutulma, hoşlanılan kişi, izdiham, ezmek, sıkmak

isim

AŞK DUYGUSUB1

hoşlanma, tutulma

Birine, çoğu zaman iyi tanımadığın birine, güçlü romantik ilgi duyma.

Basit İngilizce açıklama: A strong romantic interest in someone, often someone you do not know well.

  • I have a crush on Sam.
  • She had a secret crush on her classmate.
  • Did you ever have a crush on a teacher?

Nasıl kullanılır: a crush on someone (He has a crush on his neighbour.)

Eş anlamlılar: infatuation

Sık kullanılan kalıplar: have a crush, crush on someone

HOŞLANILAN KİŞİB1

hoşlanılan kişi

Güçlü romantik duygular beslediğin, çoğu zaman sevgili olmadığın kişi.

Basit İngilizce açıklama: Someone you have strong romantic feelings for, often without having a relationship with them.

  • My crush smiled at me.
  • Her first crush was a boy at school.
  • He finally spoke to his celebrity crush.

Sık kullanılan kalıplar: my first crush, celebrity crush

İZDİHAMC1

izdiham

İnsanların hareket etmekte zorlanacak kadar sıkışık durduğu büyük kalabalık.

Basit İngilizce açıklama: A large group of people pressed so closely together that moving is difficult.

  • We could barely move in the crush.
  • A crush of passengers filled the station entrance.
  • She lost her bag in the crush outside.

Eş anlamlılar: crowd, throng

Sık kullanılan kalıplar: crush of people, in the crush

fiil

EZEREK ZARAR VERMEB1

ezmek

Bir şeye çok kuvvetli baskı uygulayıp onu bozmak veya parçalamak.

Basit İngilizce açıklama: To damage or destroy something by pressing it very hard.

  • Do not crush the box.
  • A falling tree crushed their car.
  • The empty cans were crushed flat.

Eş anlamlılar: squash, flatten

Sık kullanılan kalıplar: crush a can, crush something flat

KUVVETLE SIKMAB2

ezmek, sıkmak

Bir şeyi kuvvetle bastırarak şeklini değiştirmek veya suyunu çıkarmak.

Basit İngilizce açıklama: To press something very hard, changing its shape or squeezing liquid out.

  • Crush the grapes to get their juice.
  • She crushed the garlic with a knife.
  • The machine crushes fruit between two heavy rollers.

Eş anlamlılar: squeeze, squash

Sık kullanılan kalıplar: crush grapes, crush garlic

KÜÇÜK PARÇALARA AYIRMAB2

öğütmek, ezmek

Bir şeyi bastırarak, vurarak veya öğüterek çok küçük parçalara ayırmak.

Basit İngilizce açıklama: To break something into very small pieces by pressing, hitting, or grinding it.

  • Crush the nuts before adding them.
  • He crushed the ice for our drinks.
  • These stones can be crushed into powder.

Nasıl kullanılır: crush something into something (Crush the seeds into a fine powder.)

Eş anlamlılar: grind, pulverize

Sık kullanılan kalıplar: crush nuts, crush into powder

crush hakkında sık sorulanlar

crush ne demek?

“crush” Türkçede “hoşlanma” demektir. Birine, çoğu zaman iyi tanımadığın birine, güçlü romantik ilgi duyma.

crush Türkçesi nedir?

crush kelimesinin Türkçe çevirileri: hoşlanma, tutulma, hoşlanılan kişi, izdiham, ezmek, sıkmak.

crush nasıl okunur?

/krʌʃ/ diye okunur.

crush cümle içinde nasıl kullanılır?

I have a crush on Sam. She had a secret crush on her classmate.

crush kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

crush ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler