dying
İngilizce “dying” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /ˈdaɪɪŋ/
dying Türkçede: ölmek üzere olan, can çekişen, yok olmaya yüz tutmuş, sönmekte olan, ölüm anındaki, son
sıfat
ölmek üzere olan, can çekişen
Ölmek üzere olan veya ölüm yaklaştıkça güçten düşen.
Basit İngilizce açıklama: About to lose life, or becoming weaker as death gets closer.
- They tried to save the dying bird.
- She stayed beside her dying father.
- The nurse cared for sick and dying patients.
yok olmaya yüz tutmuş, sönmekte olan
Giderek zayıflayan, canlılığını yitiren veya sona yaklaşan.
Basit İngilizce açıklama: Becoming weaker, less active, or close to ending.
- Fishing is a dying industry here.
- They scored in the dying minutes of the match.
- We sat beside the dying fire until midnight.
ölüm anındaki, son
Birinin yaşamının son anlarında gerçekleşen veya dile getirilen.
Basit İngilizce açıklama: Happening or expressed during the last moments of someone’s life.
- Her dying wish was to see the sea.
- His dying words were a message for his daughter.
- She used her dying breath to ask for forgiveness.
isim
ölme, can verme
Bir insanın veya başka bir canlının yaşamının sona erme süreci.
Basit İngilizce açıklama: The process in which a person or another living thing loses life.
- The book explores death and dying.
- She believed that dying should be peaceful.
- His gradual dying was difficult for the family to witness.
dying kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpdying ile kurulan ifadeler
- dying gasp
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語