fighting
İngilizce “fighting” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /ˈfaɪtɪŋ/
fighting Türkçede: savaşan, çatışan, kavgacı, kavgaya hazır, çatışma, savaşma
sıfat
savaşan, çatışan
Bir savaşta veya şiddet içeren mücadelede yer alan.
Basit İngilizce açıklama: Taking part in a war or a violent struggle.
- The fighting factions refused to meet.
- Supplies finally reached the fighting troops.
- Both fighting sides agreed to stop firing overnight.
kavgacı, kavgaya hazır
Tartışma veya fiziksel kavga başlatmaya eğilimli.
Basit İngilizce açıklama: Likely to start an argument or a physical fight.
- He was in a fighting mood.
- Those are fighting words in this town.
- Her fighting talk upset everyone at the meeting.
isim
çatışma, savaşma, kavga
İnsanların birbirlerine fiziksel şiddet uygulaması; özellikle savaş sırasında yapılan çatışmalar.
Basit İngilizce açıklama: The activity of using physical violence against other people, especially during a war.
- The fighting stopped at dawn.
- Heavy fighting continued near the border.
- Many families left the town to escape the fighting.
muharebe, çarpışma
Kişiler veya gruplar arasında gerçekleşen belirli bir kavga ya da savaş çarpışması.
Basit İngilizce açıklama: A particular fight or battle between people or groups.
- A fierce fighting followed the attack.
- There was a brief fighting outside the walls.
- The soldiers recalled the fighting in which their captain fell.
fighting kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpfighting ile kurulan ifadeler
- fighting spirit
- fighting chance
- fighting fit
- fighting cock
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語