LookItUp

grease

İngilizce “grease” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu

Okunuşu: ABD /ɡris/ · İngiltere /ɡriːs/

grease Türkçede: yağ, hayvansal yağ, gres, makine yağı, yağlamak, rüşvet vermek

isim

YAĞLI MADDEB2

yağ

Özellikle bir yüzeyde kirli bir tabaka oluşturan yağlı madde.

Basit İngilizce açıklama: Any oily or fatty material, especially when it forms a dirty layer on something.

  • There is grease on your shirt.
  • Soap removed the grease from his hands.
  • Her hair was heavy with grease.

Eş anlamlılar: oil, fat

Sık kullanılan kalıplar: grease stains, covered in grease, remove grease

HAYVANSAL YAĞB2

yağ, hayvansal yağ

Genellikle et pişirirken açığa çıkan, yumuşak veya erimiş hayvan yağı.

Basit İngilizce açıklama: Soft or melted animal fat, often left after cooking meat.

  • Drain the grease from the pan.
  • She fried the potatoes in bacon grease.
  • The hot grease burned his hand.

Eş anlamlılar: fat, dripping

Sık kullanılan kalıplar: bacon grease, hot grease, cooking grease

MAKİNE YAĞIB2

gres, makine yağı

Makine parçalarının rahatça hareket etmesini sağlayan koyu kıvamlı, yağlı madde.

Basit İngilizce açıklama: A thick oily material that helps machine parts move smoothly.

  • The bearings need more grease.
  • The mechanic applied grease to the axle.
  • This grease protects moving parts from wear.

Eş anlamlılar: lubricant

Sık kullanılan kalıplar: bearing grease, apply grease, grease gun

fiil

YAĞ SÜRMEB2

yağlamak

Kolay hareket etmesi veya yapışmaması için bir şeye yağ sürmek.

Basit İngilizce açıklama: To put oil or fat on something to help it move smoothly or prevent sticking.

  • Grease the pan before adding the mixture.
  • He greased the wheels to stop them squeaking.
  • Have you greased the baking tray?

Eş anlamlılar: lubricate, oil

Sık kullanılan kalıplar: grease a pan, grease the bearings, lightly grease something

RÜŞVETC2

rüşvet vermek

Genellikle haksız bir işte yardım etmesi için birine gizlice para vermek.

Basit İngilizce açıklama: To secretly give someone money so they will help you, usually dishonestly.

  • He tried to grease the official’s palm.
  • They greased the inspector to get approval.
  • She refused to grease anyone’s palm for a permit.

Eş anlamlılar: bribe

Sık kullanılan kalıplar: grease someone’s palm, grease an official

YUMUŞAK İNİŞC2

yumuşak iniş yapmak

Bir uçağı, tekerleklerin yere değmesi neredeyse hissedilmeyecek kadar yumuşak biçimde indirmek.

Basit İngilizce açıklama: To land an aircraft so smoothly that the wheels barely seem to touch the ground.

  • The pilot greased the landing.
  • I finally greased a landing during my training flight.
  • She greased the landing despite a strong crosswind.

Sık kullanılan kalıplar: grease the landing, grease a landing

grease hakkında sık sorulanlar

grease ne demek?

“grease” Türkçede “yağ” demektir. Özellikle bir yüzeyde kirli bir tabaka oluşturan yağlı madde.

grease Türkçesi nedir?

grease kelimesinin Türkçe çevirileri: yağ, hayvansal yağ, gres, makine yağı, yağlamak, rüşvet vermek.

grease nasıl okunur?

Amerikan İngilizcesinde /ɡris/, İngiliz İngilizcesinde /ɡriːs/ diye okunur.

grease cümle içinde nasıl kullanılır?

There is grease on your shirt. Soap removed the grease from his hands.

grease kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

grease ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler