hearing
İngilizce “hearing” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /ˈhɪrɪŋ/ · İngiltere /ˈhɪərɪŋ/
hearing Türkçede: duyabilen, işiten, işitme, duyma, duruşma, oturum
sıfat
duyabilen, işiten
Kulaklarıyla sesleri algılayabilen.
Basit İngilizce açıklama: Able to notice sounds through the ears.
- Her parents are both hearing.
- The class includes deaf and hearing children.
- Hearing people can learn sign language too.
isim
işitme, duyma
Kulaklarla sesleri algılama yetisi veya bir sesi duyma eylemi.
Basit İngilizce açıklama: The ability to notice sounds through your ears, or the act of listening to a sound.
- My hearing is good.
- Loud music can damage your hearing.
- She went for a hearing test yesterday.
duruşma, oturum
Karar verilmeden önce delillerin veya görüşlerin dinlendiği resmî toplantı.
Basit İngilizce açıklama: An official meeting where people listen to evidence or arguments before making a decision.
- The hearing starts tomorrow.
- She spoke at a public hearing.
- The committee held a hearing on the proposed changes.
duruşma
Hâkimin jüri olmadan delilleri veya savunmaları dinlediği mahkeme oturumu.
Basit İngilizce açıklama: A court meeting where a judge listens to evidence or arguments without a jury.
- The judge ordered a hearing.
- Witnesses gave evidence at the hearing.
- The hearing took place without a jury.
fiil
duymak, işitmek
Kulaklarıyla sesleri algılamak.
Basit İngilizce açıklama: To notice sounds through your ears.
- I am hearing a strange noise.
- She kept hearing footsteps upstairs.
- Are you hearing the music clearly?
hearing kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUphearing ile kurulan ifadeler
- hearing aid: işitme cihazı
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語