LookItUp

major

İngilizce “major” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /ˈmeɪdʒɚ/ · İngiltere /ˈmeɪdʒə/

major Türkçede: büyük, önemli, ciddi, majör, çoğunluk oluşturan, reşit

sıfat

BÜYÜK ÖNEMB1

büyük, önemli, ciddi

Büyüklüğü, ciddiyeti veya önemi nedeniyle güçlü bir etkisi olan.

Basit İngilizce açıklama: Large, serious, or important enough to have a strong effect.

  • We have a major problem.
  • The storm caused major damage to the town.
  • She played a major role in the decision.

Eş anlamlılar: important, significant, big

Zıt anlamlılar: minor

Sık kullanılan kalıplar: major problem, major change, major role

MÜZİKB2

majör

Majör dizi veya akorla ilgili; bazı aralıklarda karşılık gelen minör aralıktan daha geniş.

Basit İngilizce açıklama: Describing a musical scale or related chord, or certain intervals that are wider than the corresponding minor ones.

  • The song is in a major key.
  • She played a major chord on the piano.
  • A major third is wider than a minor third.

Zıt anlamlılar: minor

Sık kullanılan kalıplar: major scale, major chord, major third

BÜYÜK PAYC1

büyük, çoğunluk oluşturan

Miktar, boyut veya sayı bakımından geri kalan bölümden daha büyük olan.

Basit İngilizce açıklama: Greater in amount, size, or number than the remaining part.

  • We spent the major part of our budget.
  • The major portion of the land belongs to her family.
  • Repair costs took the major share of the available funds.

Eş anlamlılar: greater, larger

Zıt anlamlılar: minor

Sık kullanılan kalıplar: major part, major portion, major share

REŞİTC2

reşit

Yasal olarak yetişkin sayılacak yaşa gelmiş.

Basit İngilizce açıklama: Old enough to be legally treated as an adult.

  • His son is now major.
  • The document distinguishes major children from minor children.
  • Only legally major applicants may sign this agreement.

Eş anlamlılar: adult, of age

Zıt anlamlılar: minor

Sık kullanılan kalıplar: major child, legally major

isim

ANA DALB1

ana dal

Bir öğrencinin üniversitede ağırlıklı olarak okuduğu alan.

Basit İngilizce açıklama: The main subject a student studies at a college or university.

  • My major is history.
  • She changed her major to chemistry.
  • Have you chosen a major yet?

Eş anlamlılar: main subject

Zıt anlamlılar: minor

Sık kullanılan kalıplar: college major, choose a major, biology major

ASKERÎ RÜTBEB2

binbaşı

Yüzbaşıdan yüksek, yarbaydan düşük rütbedeki subay.

Basit İngilizce açıklama: A military officer whose rank is above captain and below lieutenant colonel.

  • He is a major in the army.
  • She was promoted to major last year.
  • The major ordered the soldiers to wait.

Sık kullanılan kalıplar: army major, retired major

REŞİT KİŞİC2

reşit kişi

Yasal olarak yetişkin sayılacak yaşa gelmiş kişi.

Basit İngilizce açıklama: A person who is legally old enough to be treated as an adult.

  • The law considers her a major.
  • Majors can sign these contracts without parental permission.
  • The form asks whether the applicant is a major or a minor.

Eş anlamlılar: adult

Zıt anlamlılar: minor

Sık kullanılan kalıplar: a legal major, major or minor

fiil

ANA DAL OKUMAB1

ana dal olarak okumak

Üniversitede bir alanı ana dal olarak seçip okumak.

Basit İngilizce açıklama: To study one subject as your main area at a college or university.

  • I major in chemistry.
  • He majored in history at college.
  • Will you major in music or art?

Nasıl kullanılır: major in something (She plans to major in economics.)

Eş anlamlılar: specialize

Sık kullanılan kalıplar: major in something, major in biology

major kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

major ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler