LookItUp

owe

İngilizce “owe” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu

Okunuşu: ABD /oʊ/ · İngiltere /əʊ/

Diğer biçimleri: owes, owed

owe Türkçede: borçlu olmak, kaynaklanmak

fiil

ÖDENECEK BORÇA2

borçlu olmak

Birinden aldığın para veya başka bir şey karşılığında ona ödeme yapman ya da bir şey vermen gerekmek.

Basit İngilizce açıklama: To need to pay money or give something to someone because you have received something from them.

  • I owe you ten pounds.
  • She owes money to the bank.
  • How much do we owe for dinner?

Nasıl kullanılır: owe someone something (I owe my brother twenty euros.); owe something to someone (She owes three hundred pounds to her landlord.)

Eş anlamlılar: be liable for

Sık kullanılan kalıplar: owe someone money, owe rent, owe something to someone

KİŞİSEL BORÇB1

borçlu olmak

Birine para, yardım veya iyilikle karşılık vermen gerektiğini hissetmek.

Basit İngilizce açıklama: To feel you must repay someone with money, help, or a favour.

  • Thanks for helping; I owe you one.
  • She felt she owed him for his kindness.
  • You saved my evening, and I really owe you.

Nasıl kullanılır: owe someone for something (I owe you for all your help.)

Eş anlamlılar: be indebted to

Sık kullanılan kalıplar: owe someone, owe someone one, owe someone for something

BİRİNİN SAYESİNDEB2

borçlu olmak

Hayatındaki iyi bir şeyin bir kişi veya şey sayesinde gerçekleşmiş olması.

Basit İngilizce açıklama: To have someone or something to thank for something good in your life.

  • I owe my success to my parents.
  • She owes a lot to her first teacher.
  • He owed his life to the rescue team.

Nasıl kullanılır: owe something to someone/something (She owes her career to years of practice.)

Eş anlamlılar: be indebted to

Sık kullanılan kalıplar: owe everything to someone, owe someone a lot, owe success to someone

YÜKÜMLÜLÜKB2

borçlu olmak

Birine bir şey vermek veya onun için bir şey yapmakla yükümlü olmak.

Basit İngilizce açıklama: To have a duty to give someone something or do something for them.

  • You owe her an apology.
  • We owe our children a safe home.
  • I felt I owed him an explanation.

Nasıl kullanılır: owe someone something (They owe us an explanation.); owe it to someone to do something (We owe it to our children to protect the forests.)

Sık kullanılan kalıplar: owe someone an apology, owe someone respect, owe it to someone

NEDENİ OLMAC1

kaynaklanmak

Bir şeyin etkisiyle meydana gelmek veya var olmak.

Basit İngilizce açıklama: To be caused by, or exist because of, something.

  • The film’s appeal owes much to its music.
  • The delay owed to a shortage of staff.
  • Their success owes partly to careful planning.

Nasıl kullanılır: owe to something (The town’s growth owes to its excellent transport links.)

Eş anlamlılar: result from, stem from

Sık kullanılan kalıplar: owe to something, owe much to something

BORÇLU DURUMDAB2

borçlu olmak

Henüz ödemediğin borçların olmak.

Basit İngilizce açıklama: To have debts that you still need to pay.

  • I cannot borrow more while I still owe.
  • She owes heavily after buying the farm.
  • Even after selling everything, they still owed.

Eş anlamlılar: be in debt

Sık kullanılan kalıplar: still owe, owe heavily

owe hakkında sık sorulanlar

owe ne demek?

“owe” Türkçede “borçlu olmak” demektir. Birinden aldığın para veya başka bir şey karşılığında ona ödeme yapman ya da bir şey vermen gerekmek.

owe Türkçesi nedir?

owe kelimesinin Türkçe çevirileri: borçlu olmak, kaynaklanmak.

owe nasıl okunur?

Amerikan İngilizcesinde /oʊ/, İngiliz İngilizcesinde /əʊ/ diye okunur.

owe cümle içinde nasıl kullanılır?

I owe you ten pounds. She owes money to the bank.

owe kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

owe ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler