LookItUp

pain

İngilizce “pain” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /peɪn/

pain Türkçede: ağrı, acı, baş belası, dert, üzüntü, üzmek

isim

BEDENSEL AĞRIA2

ağrı, acı

Yaralanma veya hastalık nedeniyle vücutta hissedilen rahatsız edici acı.

Basit İngilizce açıklama: An unpleasant feeling in your body when you are injured or ill.

  • My leg is in pain.
  • She felt a sharp pain in her chest.
  • These tablets help reduce pain.

Nasıl kullanılır: pain in something (I have a pain in my shoulder.)

Eş anlamlılar: hurt, suffering

Zıt anlamlılar: comfort

Sık kullanılan kalıplar: in pain, chest pain, pain relief, back pain

BAŞ BELASIB1

baş belası, dert

İnsanı rahatsız eden veya hayatını zorlaştıran kişi ya da şey.

Basit İngilizce açıklama: Someone or something that annoys you or makes life difficult.

  • This lock is a pain.
  • Finding somewhere to park was a real pain.
  • Stop being such a pain!

Eş anlamlılar: nuisance, bother

Sık kullanılan kalıplar: a real pain, such a pain, be a pain

RUHSAL ACIB1

acı, üzüntü

Kayıp, hayal kırıklığı veya zor yaşantıların yol açtığı derin üzüntü ve sıkıntı.

Basit İngilizce açıklama: Deep sadness or distress caused by loss, disappointment, or other difficult experiences.

  • His words caused her pain.
  • She understood the pain of losing a friend.
  • Time has eased some of their pain.

Eş anlamlılar: suffering, distress, anguish

Zıt anlamlılar: pleasure, joy

Sık kullanılan kalıplar: emotional pain, pain of loss, cause someone pain

fiil

ÜZMEKC1

üzmek, acı vermek

Birinin üzüntü veya sıkıntı hissetmesine yol açmak.

Basit İngilizce açıklama: To make someone feel sad or upset.

  • Her cold reply pained him.
  • It pains me to say goodbye.
  • Knowing that I had disappointed her pained me deeply.

Nasıl kullanılır: it pains someone to do something (It pains me to see you so unhappy.)

Eş anlamlılar: distress, sadden, hurt

Zıt anlamlılar: comfort

Sık kullanılan kalıplar: pain someone, pain someone deeply

ACI VERMEKC2

acı vermek, ağrıtmak

Birinin vücudunda ağrı veya acı oluşmasına yol açmak.

Basit İngilizce açıklama: To cause an unpleasant feeling in someone’s body.

  • His old wound pained him.
  • The injured knee pained her when she walked.
  • Every movement pained his aching back.

Eş anlamlılar: hurt, torment

Zıt anlamlılar: soothe

Sık kullanılan kalıplar: pain someone, pain someone greatly

AĞRIMAKC2

ağrımak, acımak

Vücudun bir yerinde ağrı veya acı hissedilmek.

Basit İngilizce açıklama: To feel an unpleasant sensation in your body.

  • My head pains badly.
  • His injured leg pained all night.
  • The wound began to pain again.

Eş anlamlılar: hurt, ache

Sık kullanılan kalıplar: pain badly, begin to pain

pain kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

pain ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler