passing
İngilizce “passing” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /ˈpæsɪŋ/ · İngiltere /ˈpɑːsɪŋ/
passing Türkçede: geçen, geçmekte olan, üstünkörü, yüzeysel, geçici, kısa süreli
sıfat
geçen, geçmekte olan
Bir kişinin veya yerin yanından geçmekte olan.
Basit İngilizce açıklama: Someone or something is moving past a person or place.
- We watched the passing cars.
- A passing stranger helped us.
- The noise of passing trains kept her awake.
üstünkörü, yüzeysel
Üzerinde fazla durulmayan, ayrıntıya girilmeyen kısa bir yorum veya zayıf bir ilgi için kullanılır.
Basit İngilizce açıklama: A comment or interest is brief or slight, with little attention or detail.
- He made a passing comment about the weather.
- The book contains a passing reference to her work.
- I have only a passing interest in politics.
geçici, kısa süreli
Kısa bir süre devam edip ardından kaybolan.
Basit İngilizce açıklama: Something lasts only a short time and soon disappears.
- It was just a passing feeling.
- Her interest in sailing proved a passing fancy.
- The sadness was a passing phase.
kimliğiyle uyumlu algılanan
Başkalarının, kişinin kendini sunduğu kimliğe, örneğin cinsiyete, uygun olduğunu düşünmesi.
Basit İngilizce açıklama: Someone is seen by others as having the identity they present, such as a particular gender.
- He is a passing trans man.
- A passing trans woman described her experiences at work.
- Being a passing transgender person can affect how strangers treat you.
isim
vefat, sona eriş
Birinin ölümü veya daha önce var olan bir şeyin sona ermesi.
Basit İngilizce açıklama: Someone’s death, or the ending of something that once existed.
- We mourned her passing.
- His peaceful passing brought the family some comfort.
- The museum marks the passing of an industrial era.
geçiş, geçip gitme
Bir şeyin bir yerden geçmesi veya zaman ilerledikçe meydana gelen değişim.
Basit İngilizce açıklama: The movement of something past a place, or a change as time moves forward.
- We watched the passing of the boats.
- The passing of years changed their friendship.
- The festival marks the passing from winter to spring.
kabul, yasalaştırma
Bir yasa tasarısının veya benzer bir önerinin resmen onaylanması.
Basit İngilizce açıklama: The act of officially approving a proposed law or similar measure.
- The passing of the bill took months.
- She welcomed the passing of the new law.
- Several members opposed the passing of this measure.
karşılıklı jonglörlük
İnsanların nesneleri birbirine atarak yaptığı jonglörlük türü.
Basit İngilizce açıklama: A kind of juggling in which people throw objects to each other.
- We practiced passing with six clubs.
- Their passing routine involved four jugglers.
- Can you teach me club passing?
passing kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUppassing ile kurulan ifadeler
- passing off
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語