poppy
İngilizce “poppy” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu
Okunuşu: ABD /ˈpɑːpi/ · İngiltere /ˈpɒpi/
poppy Türkçede: gelincik, haşhaş, anma gelinciği, gelincik kırmızısı, babacığım, dedeciğim
isim
gelincik, haşhaş
Genellikle kırmızı, ince ve narin çiçekleri olan; bazı türlerinin tohumları yemeklerde kullanılan bitki.
Basit İngilizce açıklama: A plant with thin, delicate flowers, often red, whose seeds can be used in food.
- A red poppy grew beside the path.
- The fields were full of poppies.
- She sprinkled poppy seeds over the bread.
anma gelinciği
Savaşlarda ölenleri anmak için yakaya takılan yapay kırmızı çiçek.
Basit İngilizce açıklama: An artificial red flower worn to remember people who died in wars.
- He wore a poppy on his coat.
- They sold poppies to raise money for veterans.
- She pinned a paper poppy to her jacket.
gelincik kırmızısı
İçinde hafif turunculuk bulunan canlı bir kırmızı renk.
Basit İngilizce açıklama: A bright red colour with a little orange in it.
- She chose poppy for the walls.
- The fabric comes in cream and poppy.
- A touch of poppy brightens the colour scheme.
babacığım, dedeciğim
Babaya veya dedeye sevgiyle seslenmek için kullanılan ad.
Basit İngilizce açıklama: A loving name for your father or grandfather.
- My poppy makes the best pancakes.
- We visited Poppy on Sunday.
- The children ran to hug their poppy.
sıfat
gelincik kırmızısı
Hafif turuncuya çalan, canlı kırmızı renkte olan.
Basit İngilizce açıklama: Bright red with a little orange in it.
- She wore a poppy red dress.
- The cushions were a bright poppy shade.
- He chose poppy red paint for the door.
patırtılı, çıtırdayan
Küçük şeyler patlıyormuş gibi kısa, keskin sesler çıkaran.
Basit İngilizce açıklama: Making short, sharp sounds like small things bursting.
- The fire made little poppy noises.
- I like the poppy sound of these drums.
- The old recording has a poppy crackle.
gazlı
Kabarcıklar içeren ve tatlı bir gazlı içeceği andıran tada sahip olan.
Basit İngilizce açıklama: Containing bubbles and tasting like a sweet soft drink.
- This drink tastes rather poppy.
- The beer was sweet and poppy.
- She disliked the wine's poppy taste.
patlak, pörtlek
Özellikle gözler için, normalden fazla dışarı doğru çıkık olan.
Basit İngilizce açıklama: Sticking out further than usual, especially when describing eyes.
- The frog had poppy eyes.
- His eyes looked rather poppy in the photograph.
- She drew a face with round, poppy eyes.
poppy hakkında sık sorulanlar
poppy ne demek?
“poppy” Türkçede “gelincik” demektir. Genellikle kırmızı, ince ve narin çiçekleri olan; bazı türlerinin tohumları yemeklerde kullanılan bitki.
poppy Türkçesi nedir?
poppy kelimesinin Türkçe çevirileri: gelincik, haşhaş, anma gelinciği, gelincik kırmızısı, babacığım, dedeciğim.
poppy nasıl okunur?
Amerikan İngilizcesinde /ˈpɑːpi/, İngiliz İngilizcesinde /ˈpɒpi/ diye okunur.
poppy cümle içinde nasıl kullanılır?
A red poppy grew beside the path. The fields were full of poppies.
poppy kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUppoppy ile kurulan ifadeler
- poppy seed: haşhaş
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語