LookItUp

barely

İngilizce “barely” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /ˈbɛrli/ · İngiltere /ˈbeəli/

barely Türkçede: zar zor, güçlükle, neredeyse hiç, çok az, ancak, sadece

zarf

GÜÇLÜKLEB1

zar zor, güçlükle

Bir şeyi ancak büyük zorluk çekerek yapabildiğini belirtir.

Basit İngilizce açıklama: Only just able to do something, because it is very difficult.

  • I can barely hear you.
  • He could barely stand after the race.
  • We barely managed to lift the box.

Eş anlamlılar: hardly

Sık kullanılan kalıplar: barely able to, barely manage something, can barely walk

NEREDEYSE HİÇB1

neredeyse hiç, çok az

Bir şeyin yok denecek kadar az olduğunu veya neredeyse fark edilmediğini belirtir.

Basit İngilizce açıklama: To such a small degree that something is almost not true or noticeable.

  • The mark is barely visible.
  • Her expression barely changed.
  • The music was barely audible from outside.

Eş anlamlılar: hardly, scarcely

Sık kullanılan kalıplar: barely visible, barely noticeable, barely touch something

ÇOK AZ MİKTARB1

ancak, sadece

Bir miktarın çok az veya beklenenden düşük olduğunu vurgular.

Basit İngilizce açıklama: Used before an amount to show that it is very small or less than expected.

  • We have barely enough money.
  • Barely ten people came to the meeting.
  • She ate barely half her lunch.

Eş anlamlılar: scarcely, only

Sık kullanılan kalıplar: barely enough, barely half, barely ten minutes

KIL PAYIB1

kıl payı, zar zor

Başarısızlığa veya farklı bir sonuca çok küçük bir fark kaldığını belirtir.

Basit İngilizce açıklama: By only a small amount, with almost no room for failure or difference.

  • I barely passed the test.
  • Our team barely won the final.
  • They barely escaped before the roof fell.

Eş anlamlılar: narrowly, only just

Sık kullanılan kalıplar: barely pass, barely win, barely escape

HEMEN ARDINDANB2

henüz, daha yeni

Bir olayın hemen ardından başka bir olay gerçekleştiğini belirtir.

Basit İngilizce açıklama: Used when one thing has only just happened before another thing happens.

  • The film had barely started when she left.
  • I had barely sat down when the phone rang.
  • He had barely finished before another task arrived.

Nasıl kullanılır: had barely done something when… (We had barely arrived when it started raining.)

Eş anlamlılar: only just, scarcely

Sık kullanılan kalıplar: barely begun, barely arrived, had barely finished

DAHA YENİC2

daha yeni

Bir şeyin çok kısa bir süre önce gerçekleştiğini belirtir.

Basit İngilizce açıklama: Only a very short time ago.

  • I barely got here a minute ago.
  • She barely called me, so the news is fresh.
  • We barely finished lunch, and I am still full.

Eş anlamlılar: just, recently

Sık kullanılan kalıplar: barely got here, barely finished something

barely kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler