blaze
İngilizce “blaze” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu
Okunuşu: ABD /bleɪz/
Diğer biçimleri: blazing
blaze Türkçede: büyük yangın, yakıcı ışık, kavurucu güneş, akıtma, alev biçimli işaret, yol açmak
isim
büyük yangın
Güçlü ve parlak alevlerle yanan büyük ateş veya yangın.
Basit İngilizce açıklama: A large fire with strong, bright flames.
- The blaze destroyed the shop.
- Firefighters fought the blaze all night.
- Two blazes broke out near the railway.
yakıcı ışık, kavurucu güneş
Özellikle güneşten gelen, hem çok parlak olan hem de sıcaklık yayan ışık.
Basit İngilizce açıklama: Very strong light that also gives off heat, especially from the sun.
- We escaped the midday blaze.
- The desert lay under a fierce blaze of sunlight.
- She closed the curtains against the blaze of the sun.
akıtma
Atın yüzünün ön tarafında yukarıdan aşağıya uzanan geniş beyaz veya açık renkli iz.
Basit İngilizce açıklama: A wide white or pale mark down the front of a horse’s face.
- The pony has a white blaze.
- A broad blaze ran down the mare’s face.
- We recognized the chestnut horse by its blaze.
alev biçimli işaret
Şekli veya görünüşü aleve benzeyen iz ya da işaret.
Basit İngilizce açıklama: A mark whose shape or appearance is like a flame.
- A red blaze marked the shield.
- The artist painted an orange blaze on the vase.
- A flame-shaped blaze stood out against the dark surface.
fiil
yol açmak, öncülük etmek
Yeni bir yol oluşturmak veya başkalarına bir işi yapmanın yeni bir yolunu göstermek.
Basit İngilizce açıklama: To make a new path or show others a new way to do something.
- They blazed a path through the forest.
- She blazed a trail for women in science.
- These early experiments helped blaze the way for new treatments.
alev alev yanmak
Güçlü, parlak alevler çıkararak yanmak.
Basit İngilizce açıklama: To burn with strong, bright flames.
- The fire blazed brightly.
- Dry logs were blazing in the fireplace.
- Flames blazed through the roof before help arrived.
parlamak, ışıldamak
Çok parlak ışık yaymak veya yansıtmak.
Basit İngilizce açıklama: To give off or reflect very bright light.
- The sun blazed overhead.
- Neon signs blazed above the shops.
- Her gold necklace blazed in the afternoon light.
esrar içmek
Esrarı yakıp dumanını içine çekmek.
Basit İngilizce açıklama: To smoke cannabis.
- They went outside to blaze.
- He blazed a joint after the party.
- Are your friends still blazing in the garden?
blaze hakkında sık sorulanlar
blaze ne demek?
“blaze” Türkçede “büyük yangın” demektir. Güçlü ve parlak alevlerle yanan büyük ateş veya yangın.
blaze Türkçesi nedir?
blaze kelimesinin Türkçe çevirileri: büyük yangın, yakıcı ışık, kavurucu güneş, akıtma, alev biçimli işaret, yol açmak.
blaze nasıl okunur?
/bleɪz/ diye okunur.
blaze cümle içinde nasıl kullanılır?
The blaze destroyed the shop. Firefighters fought the blaze all night.
blaze kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpblaze ile kurulan ifadeler
- blaze up
- blaze down
- blaze away
- blaze a trail
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語