bound
İngilizce “bound” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /baʊnd/
bound Türkçede: sıçramak, zıplayarak ilerlemek, sınırlamak, sınırını oluşturmak, sıçratmak, kesin
fiil
sıçramak, zıplayarak ilerlemek
Büyük ve canlı sıçrayışlarla ileri gitmek.
Basit İngilizce açıklama: To move forward with large, lively jumps.
- The rabbit bounded away.
- She bounded up the stairs.
- Our puppy bounds toward us when we come home.
sınırlamak, sınırını oluşturmak
Bir alanın kenarını veya sınırını oluşturmak.
Basit İngilizce açıklama: To form the edge or border of an area.
- A river bounds the property.
- Mountains bound the valley to the east.
- The park is bounded on three sides by roads.
sıçratmak
Bir hayvanın, özellikle bir atın sıçramasını sağlamak.
Basit İngilizce açıklama: To make an animal jump, especially a horse.
- He tried to bound the horse.
- The rider bounded his mare over the fence.
- Could she bound the horse over that ditch?
sıfat
kesin, kaçınılmaz
Gerçekleşmesi veya doğru olması kesin ya da neredeyse kesin olan.
Basit İngilizce açıklama: Very likely or certain to happen or be true.
- It is bound to rain.
- Someone was bound to notice the mistake.
- Are we bound to lose if we play badly?
yükümlü, mecbur
Bir kural, söz veya görev nedeniyle bir şeyi yapmak zorunda olan.
Basit İngilizce açıklama: Required to do something because of a rule, promise, or duty.
- You are bound by these rules.
- The company was legally bound to pay her.
- Are we bound to keep this information secret?
yolunda, gitmekte olan
Belirli bir yere doğru yolculuk etmekte olan.
Basit İngilizce açıklama: Travelling towards a particular place.
- We are bound for Paris.
- She boarded a ship bound for Canada.
- Is that bus bound for the airport?
bağlı, mahkûm
Belirli bir yerden ayrılamayan veya o yerin dışına çıkamayan.
Basit İngilizce açıklama: Unable to leave a particular place or move beyond it.
- He remained bound to his bed.
- These vehicles are bound to rails.
- She felt bound to the house throughout her recovery.
isim
sıçrayış, atlayış
İleriye veya yukarıya doğru yapılan büyük sıçrayış.
Basit İngilizce açıklama: A large jump forward or upward.
- The dog crossed the ditch in one bound.
- She reached the gate in three quick bounds.
- With a mighty bound, the deer escaped.
bound kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpbound ile kurulan ifadeler
- bound up: yakından bağlantılı, iç içe
- bound to
- bound for
- bound ahead
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語