LookItUp

cake

İngilizce “cake” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /keɪk/

cake Türkçede: pasta, kek, çocuk oyuncağı, köfte, pirinç patlağı, pankek

isim

TATLI HAMUR İŞİA1

pasta, kek

Un, yumurta ve şeker gibi malzemelerle fırında yapılan, kutlamalarda da sunulan tatlı yiyecek.

Basit İngilizce açıklama: A sweet food baked from ingredients such as flour, eggs, and sugar, often served at celebrations.

  • I made a chocolate cake.
  • We shared two slices of cake.
  • Who baked the birthday cake?

Eş anlamlılar: gateau

Sık kullanılan kalıplar: birthday cake, chocolate cake, slice of cake

KOLAY İŞB1

çocuk oyuncağı

“a piece of cake” ifadesinde, yapması çok kolay bir iş.

Basit İngilizce açıklama: In “a piece of cake,” something that is very easy to do.

  • The test was a piece of cake.
  • Fixing this bike will be a piece of cake.
  • Was the interview a piece of cake?

Eş anlamlılar: breeze, cinch

Sık kullanılan kalıplar: piece of cake, a piece of cake

ŞEKİLLENDİRİLMİŞ YİYECEKB1

köfte, pirinç patlağı

Malzemeleri sıkıştırarak yapılan, genellikle yuvarlak ve yassı küçük yiyecek.

Basit İngilizce açıklama: A small, usually round, flat piece of food made by pressing ingredients together.

  • She ate a rice cake.
  • The fish cakes came with salad.
  • Press the potato mixture into small cakes.

Eş anlamlılar: patty

Sık kullanılan kalıplar: rice cake, fish cake, potato cake

TAVADA HAMURC1

pankek, krep

Unlu sıvı hamurun tavada pişirilmesiyle yapılan yuvarlak, yassı yiyecek.

Basit İngilizce açıklama: A flat, round food made by cooking a liquid mixture of flour and other ingredients in a pan.

  • He served a hot buckwheat cake.
  • We ate cakes with butter and syrup.
  • Turn each cake when bubbles appear.

Eş anlamlılar: pancake, griddlecake

Sık kullanılan kalıplar: buckwheat cake, griddle cake

KATI KALIPC2

kalıp

Sabun veya buz gibi bir maddenin katı haldeki parçası.

Basit İngilizce açıklama: A solid piece of a substance, such as soap or ice.

  • He bought a cake of soap.
  • Cakes of ice floated down the river.
  • She wrapped each cake of soap in paper.

Eş anlamlılar: block, bar

Sık kullanılan kalıplar: cake of soap, cake of ice

KÜÇÜK EKMEKC2

küçük ekmek, yassı ekmek

Genellikle yassı olan, çoğunlukla kabartıcı malzeme kullanılmadan pişirilen küçük ekmek.

Basit İngilizce açıklama: A small piece of baked bread, often flat and made without ingredients that help it rise.

  • She baked a small oatmeal cake.
  • They shared cakes of unleavened bread.
  • A warm cake lay beside the hearth.

Eş anlamlılar: flatbread

Sık kullanılan kalıplar: oatmeal cake, unleavened cake

fiil

SERT TABAKAB2

kaplamak, tabaka oluşturmak

Bir yüzeyi kuruyup sertleşen kalın bir madde tabakasıyla kaplamak veya böyle bir tabaka oluşturmak.

Basit İngilizce açıklama: To cover something with a thick layer of material that becomes dry or hard.

  • Dried mud can cake your boots.
  • Blood had caked his sleeve.
  • Dust cakes the windows during the dry season.

Nasıl kullanılır: be caked with something (Her shoes were caked with mud.)

Eş anlamlılar: coat, encrust

Sık kullanılan kalıplar: cake something with mud, cake the surface

cake kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

cake ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler