bar
İngilizce “bar” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /bɑːr/ · İngiltere /bɑː/
bar Türkçede: bar, bar tezgâhı, kalıp, külçe, çubuk, demir parmaklık
isim
bar
İnsanların alkollü içecek satın alıp içtiği yer.
Basit İngilizce açıklama: A place where people buy and drink alcoholic drinks.
- We met at a bar.
- Two new bars opened on this street.
- Is there a quiet bar near the hotel?
bar tezgâhı, bar
İçeceklerin hazırlanıp sunulduğu tezgâh veya içki servisi için kullanılan dolap.
Basit İngilizce açıklama: A counter where drinks are prepared and served, or a cupboard used for serving drinks.
- He sat at the bar.
- The waiter put our drinks on the bar.
- She keeps glasses in the small bar at home.
kalıp, külçe
Genellikle dikdörtgen biçiminde olan, bir maddeden yapılmış katı parça.
Basit İngilizce açıklama: A solid piece of something, usually with a rectangular shape.
- I bought a bar of chocolate.
- There are two bars of soap by the sink.
- The bank stores gold bars underground.
çubuk, demir parmaklık
Genellikle metal veya ahşaptan yapılmış, uzun ve düz sert parça.
Basit İngilizce açıklama: A long, straight piece of hard material, often metal or wood.
- An iron bar lay on the ground.
- The windows have metal bars.
- He spent five years behind bars.
avukatlık mesleği, baro
Avukatlık mesleği veya belirli bir yerde çalışmaya resmen yetkili avukatların tümü.
Basit İngilizce açıklama: The legal profession, or the lawyers officially allowed to work in a particular place.
- She was admitted to the bar last year.
- The local bar organized a training session.
- He plans to take the bar exam in July.
fiil
yasaklamak, menetmek
Birinin bir yere girmesini veya bir şey yapmasını resmî olarak yasaklamak.
Basit İngilizce açıklama: To officially stop someone from entering a place or doing something.
- The rules bar children from entering.
- He was barred from the club.
- The law bars companies from sharing these records.
engellemek, kapatmak
Bir yol veya girişi, kimsenin ya da hiçbir şeyin geçemeyeceği şekilde kapatmak.
Basit İngilizce açıklama: To block a path or entrance so someone or something cannot pass.
- A fallen tree barred the road.
- The guard barred our way.
- Heavy rocks bar the entrance to the cave.
sürgülemek
Kapı veya pencerenin önüne sağlam bir çubuk yerleştirerek sıkıca kapatmak.
Basit İngilizce açıklama: To close a door or window securely by putting a strong rod across it.
- They barred the door before sleeping.
- She barred every window in the house.
- Can you bar the back door?
bar kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpbar ile kurulan ifadeler
- bar chart
- bar none
- bar off
- bar down
- bar up
- bar out
- bar star
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語