LookItUp

can

İngilizce “can” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /kæn/

can Türkçede: yapabilmek, izinli olmak, olabilmek, mümkün olmak, yapamamak, olur mu

fiil

YETENEKA1

yapabilmek

Birinin bir işi yapacak bilgiye, beceriye veya güce sahip olduğunu belirtir.

Basit İngilizce açıklama: Shows that someone has the ability to do something.

  • I can cook.
  • Can your sister drive?
  • He cannot read without his glasses.

Nasıl kullanılır: can + base verb (I can swim.)

Eş anlamlılar: be able to

Zıt anlamlılar: be unable to

Sık kullanılan kalıplar: can swim, can speak, can read

İZİNA1

izinli olmak, yapabilmek

Birinin bir şeyi yapmasına izin verildiğini belirtir.

Basit İngilizce açıklama: Shows that someone is allowed to do something.

  • You can sit here.
  • Can I borrow your pen?
  • Children cannot enter without an adult.

Nasıl kullanılır: can + base verb (You can use my phone.); can I/we + base verb? (Can we sit here?)

Eş anlamlılar: may, be allowed to

Sık kullanılan kalıplar: can i leave, can use something, can come in

RİCAA1

yapabilmek

Soru içinde kullanılarak birinden bir şey yapması istenir.

Basit İngilizce açıklama: Used in a question to ask someone to do something.

  • Can you help me?
  • Can you close the window, please?
  • Can someone bring me a chair?

Nasıl kullanılır: can you + base verb? (Can you pass the salt?)

Sık kullanılan kalıplar: can you help, can you please, can someone open

OLASILIKA2

olabilmek, mümkün olmak

Bir şeyin gerçekleşmesinin veya yapılmasının mümkün olduğunu belirtir.

Basit İngilizce açıklama: Shows that something is possible.

  • Mistakes can happen.
  • This medicine can cause headaches.
  • The stars cannot be seen through these clouds.

Nasıl kullanılır: can + base verb (A loose wire can cause a fire.); can be + past participle (The tickets can be bought online.)

Eş anlamlılar: be possible

Sık kullanılan kalıplar: can happen, can cause something, can be dangerous

BAZEN OLANB1

olabilmek

Bir şeyin bazen gerçekleştiğini veya zaman zaman doğru olduğunu belirtir.

Basit İngilizce açıklama: Shows that something sometimes happens or is sometimes true.

  • He can be noisy.
  • This road can get icy in winter.
  • Even good friends can disagree sometimes.

Nasıl kullanılır: can + be/get + adjective (The roads can get busy on Fridays.)

Sık kullanılan kalıplar: can be difficult, can get busy, can feel lonely

GÜÇLÜ İTİRAZB1

yapamamak

“not” ile kullanıldığında, bir davranışın mantıksız veya kabul edilemez olduğunu belirtir.

Basit İngilizce açıklama: Used with “not” to say an action is unreasonable or unacceptable.

  • You cannot treat people like that.
  • We cannot just ignore the problem.
  • You cannot keep spending money we do not have.

Nasıl kullanılır: cannot/can’t + base verb (You cannot leave all the work to me.)

Sık kullanılan kalıplar: can not ignore, can not expect, can not continue

particle

ONAY İSTEMEC1

olur mu

Soruda, karşıdakinin aynı fikirde olup olmadığını veya öneriyi kabul edip etmediğini sorar.

Basit İngilizce açıklama: Added to a question to ask whether someone agrees or accepts a suggestion.

  • We meet here, can?
  • I call you tomorrow, can?
  • We leave after lunch, can?

Sık kullanılan kalıplar: meet here can, start now can, tomorrow morning can

isim

METAL KUTUA2

konserve kutusu, teneke kutu

Yiyecek, içecek veya başka maddeleri koymak için kullanılan metal kap.

Basit İngilizce açıklama: A metal container for food, drink, or other substances.

  • Open this can, please.
  • He bought two cans of beans.
  • Is there any paint left in that can?

Nasıl kullanılır: a can of + substance (She opened a can of soup.)

Eş anlamlılar: tin

Sık kullanılan kalıplar: a can of beans, an empty can, open a can

can kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

can ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler