LookItUp

dark

İngilizce “dark” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /dɑːrk/ · İngiltere /dɑːk/

dark Türkçede: karanlık, koyu, kasvetli, yeteneği bilinmeyen, hava kararması, akşam

sıfat

AZ IŞIKA1

karanlık

Işığın az olduğu veya hiç olmadığı, bu yüzden görmenin zorlaştığı.

Basit İngilizce açıklama: Having little or no light, so things are hard to see.

  • The room is dark.
  • It was getting dark when we left.
  • Can you see anything in this dark tunnel?

Eş anlamlılar: unlit, dim

Zıt anlamlılar: light, bright

Sık kullanılan kalıplar: dark room, get dark, dark outside

KOYU RENKA1

koyu

Rengi beyazdan çok siyaha yakın olan.

Basit İngilizce açıklama: Having a deep colour that is closer to black than white.

  • He has dark hair.
  • She chose a darker shade of blue.
  • Do you prefer light or dark colours?

Nasıl kullanılır: dark + colour (The door is painted dark green.)

Eş anlamlılar: deep

Zıt anlamlılar: light, pale

Sık kullanılan kalıplar: dark blue, dark hair, dark clothes, dark brown

KASVETB2

kasvetli, karanlık

Üzüntü, korku veya umutsuzluk veren.

Basit İngilizce açıklama: Sad, frightening, or without much hope.

  • Those were dark days for our family.
  • The story takes a dark turn.
  • She feared a darker future after the factory closed.

Eş anlamlılar: bleak, gloomy, grim

Zıt anlamlılar: hopeful

Sık kullanılan kalıplar: dark times, dark thoughts, dark future, dark period

BİLİNMEYEN YETENEKC2

yeteneği bilinmeyen

Yarış kazanma yeteneği henüz başkaları tarafından bilinmeyen.

Basit İngilizce açıklama: Having an ability to win races that other people do not yet know about.

  • A dark horse entered the race.
  • The trainer kept his dark runner away from public trials.
  • Bettors struggled to judge the dark horse’s chances.

Eş anlamlılar: untested, unknown

Sık kullanılan kalıplar: dark horse, dark contender

isim

KARANLIKA2

karanlık

Bir yerde ışığın bulunmaması.

Basit İngilizce açıklama: The lack of light in a place.

  • I cannot see in the dark.
  • The children are afraid of the dark.
  • Her eyes slowly adjusted to the dark.

Nasıl kullanılır: in the dark (We searched for the keys in the dark.)

Eş anlamlılar: darkness

Zıt anlamlılar: light

Sık kullanılan kalıplar: in the dark, out of the dark

HAVA KARARMASIA2

hava kararması, akşam

Gün ışığının bitip gecenin başladığı zaman.

Basit İngilizce açıklama: The time when daylight ends and night begins.

  • Come home before dark.
  • We reached the village just after dark.
  • They played outside until dark.

Nasıl kullanılır: before/after/until dark (We arrived home before dark.)

Eş anlamlılar: nightfall, dusk

Sık kullanılan kalıplar: before dark, after dark, until dark

BİLGİSİZLİKB2

bilgisizlik

Bir şeyi bilmemek veya o konuda bilgilendirilmemiş olmak.

Basit İngilizce açıklama: A state of not knowing or being told something.

  • They kept me in the dark.
  • We are still in the dark about their plans.
  • Why was she left in the dark about the decision?

Nasıl kullanılır: be in the dark about something (I am in the dark about the new rules.); keep/leave someone in the dark (They left the staff in the dark about the sale.)

Eş anlamlılar: ignorance

Sık kullanılan kalıplar: in the dark, dark about something

KOYU ÇAMAŞIRLARB1

koyu renkli çamaşırlar

Genellikle beyaz ve açık renklilerden ayrı yıkanan koyu renkli giysiler.

Basit İngilizce açıklama: Clothes with deep colours, usually washed separately from white or pale clothes.

  • Wash the darks separately.
  • I put all my darks in one basket.
  • This detergent is designed for darks.

Eş anlamlılar: dark clothes

Zıt anlamlılar: whites

Sık kullanılan kalıplar: wash the darks, darks and whites, load of darks

dark kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

dark ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler