LookItUp

light

İngilizce “light” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /laɪt/

light Türkçede: ışık, lamba, yakmak, tutuşturmak, aydınlatmak, tutuşmak

isim

AYDINLIK KAYNAĞIA1

ışık

Güneşten, lambalardan veya başka kaynaklardan gelen ve görmemizi sağlayan aydınlık.

Basit İngilizce açıklama: The brightness from the sun, lamps, or other sources that lets you see things.

  • The room needs more light.
  • Light came through the open window.
  • We read by the light of a small lamp.

Eş anlamlılar: illumination

Zıt anlamlılar: darkness

Sık kullanılan kalıplar: natural light, bright light, light from something

LAMBAA1

lamba, ışık

Bir yeri görmeye yetecek kadar aydınlatan lamba veya başka bir cihaz.

Basit İngilizce açıklama: A lamp or other device that makes a place bright enough to see.

  • Please turn on the light.
  • We installed two lights above the kitchen table.
  • Did you leave the bathroom light on?

Eş anlamlılar: lamp

Sık kullanılan kalıplar: turn on light, ceiling light, light switch

GÖRÜNEN PARILTIA2

ışık

Genellikle uzaktan görülen parlak nokta veya parıltı.

Basit İngilizce açıklama: A bright spot or glow that you can see, often from a distance.

  • I saw a light far away.
  • The lights of the city shone below us.
  • A red light flashed in the darkness.

Eş anlamlılar: glow

Sık kullanılan kalıplar: distant light, flashing light, city light

ELEKTROMANYETİK IŞINIMC1

ışık

Dalgalar halinde yayılan; görülebilen ışığı ve ona yakın görünmez ışınımları kapsayan enerji.

Basit İngilizce açıklama: Energy that travels in waves, including what people can see and nearby invisible forms.

  • This glass blocks ultraviolet light.
  • The sensor detects infrared light.
  • Different wavelengths of visible light produce different colors.

Eş anlamlılar: electromagnetic radiation

Sık kullanılan kalıplar: ultraviolet light, infrared light, visible light

fiil

ATEŞ YAKMAKA2

yakmak, tutuşturmak

Ateşin, mumun veya benzeri bir şeyin yanmasını sağlamak.

Basit İngilizce açıklama: To make a fire or something such as a candle start burning.

  • Can you light the candles?
  • He lit a fire to keep us warm.
  • She used a match to light the stove.

Eş anlamlılar: ignite, kindle

Zıt anlamlılar: extinguish

Sık kullanılan kalıplar: light a fire, light a candle, light a cigarette, light a match

AYDINLATMAKB1

aydınlatmak

Bir yeri insanların görebileceği kadar aydınlık hale getirmek.

Basit İngilizce açıklama: To make a place bright enough for people to see.

  • Small lamps light the path.
  • The room was lit by a single candle.
  • Fireworks lit up the night sky.

Nasıl kullanılır: light something with something (They lit the room with candles.)

Eş anlamlılar: illuminate, brighten

Zıt anlamlılar: darken

Sık kullanılan kalıplar: light a room, light the way, light something up

TUTUŞMAKB1

tutuşmak, yanmaya başlamak

Yanmaya başlamak.

Basit İngilizce açıklama: To start burning.

  • The match would not light.
  • Dry wood lights more easily than wet wood.
  • The candle finally lit after several attempts.

Eş anlamlılar: ignite, catch fire

Zıt anlamlılar: go out

Sık kullanılan kalıplar: match will light, wood will light, light easily

sıfat

AZ AĞIRLIKA1

hafif

Ağırlığı az olduğu için kaldırması veya taşıması kolay olan.

Basit İngilizce açıklama: Weighing little and easy to lift or carry.

  • This bag is very light.
  • I need a lighter suitcase for the trip.
  • The chair was light enough for a child to carry.

Eş anlamlılar: lightweight

Zıt anlamlılar: heavy

Sık kullanılan kalıplar: light bag, light suitcase, light as air

light kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

light ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler