LookItUp

dull

İngilizce “dull” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu

Okunuşu: ABD /dʌl/

dull Türkçede: sıkıcı, tekdüze, kör, körelmiş, mat, donuk

sıfat

SIKICIB1

sıkıcı, tekdüze

İlgi veya heyecan uyandırmadığı için insanı sıkan.

Basit İngilizce açıklama: Not interesting or exciting, so it makes you feel bored.

  • The film was dull.
  • We spent a dull evening waiting for the rain to stop.
  • Why are his lessons always so dull?

Eş anlamlılar: boring, uninteresting, tedious

Zıt anlamlılar: interesting, exciting

Sık kullanılan kalıplar: dull movie, dull conversation, dull life, rather dull

KESKİN OLMAYANB2

kör, körelmiş

Kenarı veya ucu kolayca kesemeyen ya da delemeyen.

Basit İngilizce açıklama: Having an edge or point that does not cut or pierce easily.

  • This knife is dull.
  • A dull blade makes cutting vegetables harder.
  • Are these scissors too dull to cut the cloth?

Eş anlamlılar: blunt

Zıt anlamlılar: sharp

Sık kullanılan kalıplar: dull knife, dull blade, dull edge

PARLAK OLMAYANB2

mat, donuk

Işığı veya parıltısı az olan; canlı ve parlak görünmeyen.

Basit İngilizce açıklama: Not bright or shiny; having little light or shine.

  • The metal looked dull.
  • We walked home under a dull gray sky.
  • The room was lit by a dull light.

Eş anlamlılar: dim, muted, lusterless

Zıt anlamlılar: bright, shiny

Sık kullanılan kalıplar: dull light, dull day, dull metal, dull gray

YAVAŞ KAVRAYANC1

anlayışı kıt, kalın kafalı

Bir şeyi anlamakta veya yeni fikirleri öğrenmekte yavaş olan.

Basit İngilizce açıklama: Slow to understand things or learn new ideas.

  • He considered the boy dull.
  • The teacher unfairly called her a dull pupil.
  • A quiet child should never be assumed to be dull.

Eş anlamlılar: slow, dim, unintelligent

Zıt anlamlılar: clever, bright

Sık kullanılan kalıplar: dull mind, dull pupil, rather dull

KEYİFSİZC2

keyifsiz, neşesiz

Sıkılmış, mutsuz ve enerji ya da hevesi azalmış hisseden.

Basit İngilizce açıklama: Feeling bored, unhappy, and without energy or enthusiasm.

  • I felt dull that morning.
  • A visit from her sister lifted her dull spirits.
  • He grew dull and unhappy during the long winter.

Eş anlamlılar: listless, downcast, low

Zıt anlamlılar: cheerful, lively

Sık kullanılan kalıplar: feel dull, dull spirits, rather dull

fiil

ETKİYİ AZALTMAC1

köreltmek, hafifletmek

Bir kenarın keskinliğini veya bir duygunun, duyunun ya da zihinsel becerinin gücünü azaltmak.

Basit İngilizce açıklama: To make an edge less sharp, or make a feeling, sense, or mental ability weaker.

  • The medicine helped dull the pain.
  • Cutting cardboard dulled the knife’s edge.
  • Lack of sleep can dull your ability to think clearly.

Eş anlamlılar: blunt, deaden, weaken

Zıt anlamlılar: sharpen, heighten

Sık kullanılan kalıplar: dull the pain, dull the senses, dull a blade

KÖRELMEC1

körelmek

Keskinliğini kaybedip eskisi kadar kolay kesemez hâle gelmek.

Basit İngilizce açıklama: To become less sharp and less able to cut easily.

  • Cheap blades dull quickly.
  • The razor dulled after a week of use.
  • Will these scissors dull if I cut cardboard?

Eş anlamlılar: become blunt

Sık kullanılan kalıplar: dull with use, dull over time, dull quickly

dull hakkında sık sorulanlar

dull ne demek?

“dull” Türkçede “sıkıcı” demektir. İlgi veya heyecan uyandırmadığı için insanı sıkan.

dull Türkçesi nedir?

dull kelimesinin Türkçe çevirileri: sıkıcı, tekdüze, kör, körelmiş, mat, donuk.

dull nasıl okunur?

/dʌl/ diye okunur.

dull cümle içinde nasıl kullanılır?

The film was dull. We spent a dull evening waiting for the rain to stop.

dull kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler