gum
İngilizce “gum” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu
Okunuşu: ABD /ɡʌm/
Diğer biçimleri: gums
gum Türkçede: sakız, diş eti, zamk, yapıştırıcı, bitkisel zamk, tıkamak
isim
sakız
Çiğnenen ama yutulmayan, yumuşak ve tatlı madde.
Basit İngilizce açıklama: A soft, sweet substance that you chew but do not swallow.
- Would you like some gum?
- She chewed gum on the bus.
- I bought a packet of mint gum.
diş eti
Dişlerin köklerini çevreleyen, pembe ve sıkı ağız dokusu.
Basit İngilizce açıklama: The firm pink flesh around the roots of your teeth.
- The gum around this tooth is sore.
- My gums bleed when I brush my teeth.
- The dentist checked her teeth and gums.
zamk
Bitki veya ağaçlardan çıkan, kurudukça sertleşen koyu ve yapışkan madde.
Basit İngilizce açıklama: A thick, sticky substance from a plant or tree that becomes hard as it dries.
- Sticky gum covered the tree bark.
- They collected gum from several damaged branches.
- The gum hardened in the sun.
zamk, yapıştırıcı
Nesneleri birbirine yapıştırmak için kullanılan koyu, yapışkan sıvı.
Basit İngilizce açıklama: A thick, sticky liquid used to make things stick together.
- Apply a little gum to the paper.
- The dried gum held the label in place.
- She sealed the envelope with gum.
zamk, bitkisel zamk
Kuruyunca sertleşen, suda çözünen ve maddeleri koyulaştırmak veya birbirine bağlamak için kullanılan yapışkan bitkisel madde.
Basit İngilizce açıklama: A sticky plant substance that hardens when dry, dissolves in water, and is used to thicken or bind things.
- The paint contains gum arabic.
- This gum dissolves easily in water.
- They added plant gums to thicken the mixture.
fiil
tıkamak, aksatmak
Bir makinenin veya sürecin düzgün çalışmasını engellemek ya da tamamen durmasına yol açmak.
Basit İngilizce açıklama: To make a machine or process work badly or stop working.
- Dirt can gum up the engine.
- The new rules gummed up the approval process.
- Old oil had gummed the valves up.
diş etleriyle çiğnemek
Özellikle dişleri olmadığında, bir şeyi diş etleriyle çiğnemek.
Basit İngilizce açıklama: To chew something using the flesh around your teeth, especially when you have no teeth.
- The baby gummed a soft biscuit.
- Our toothless dog was gumming a piece of bread.
- He could only gum the food without his dentures.
zamklamak, yapıştırıcı sürmek
Başka bir yüzeye yapışması için bir şeyin üzerine yapıştırıcı sürmek.
Basit İngilizce açıklama: To cover something with a sticky substance so it will stick to another surface.
- Gum the edges of the paper.
- She gummed the labels before attaching them.
- The envelope flap was already gummed.
gum hakkında sık sorulanlar
gum ne demek?
“gum” Türkçede “sakız” demektir. Çiğnenen ama yutulmayan, yumuşak ve tatlı madde.
gum Türkçesi nedir?
gum kelimesinin Türkçe çevirileri: sakız, diş eti, zamk, yapıştırıcı, bitkisel zamk, tıkamak.
gum nasıl okunur?
/ɡʌm/ diye okunur.
gum cümle içinde nasıl kullanılır?
Would you like some gum? She chewed gum on the bus.
gum kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpgum ile kurulan ifadeler
- gum arabic: Arap zamkı, zamkıarabi
- gum up
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語