lance
İngilizce “lance” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu
Okunuşu: ABD /læns/ · İngiltere /lɑːns/
lance Türkçede: mızrak, kargı, turnuva mızrağı, zıpkın, mızraklı süvari, mızraklamak
isim
mızrak, kargı
Özellikle atlı askerlerin kullandığı, sivri metal uçlu uzun silah.
Basit İngilizce açıklama: A long weapon with a sharp metal point, used especially by soldiers riding horses.
- The soldier carried a long lance.
- The cavalry lowered their lances before charging.
- A metal point was fixed to the lance.
turnuva mızrağı
Atlıların yarışmalarda kullandığı, rakibin zırhına çarpınca kırılacak şekilde yapılmış uzun tahta silah.
Basit İngilizce açıklama: A long wooden weapon used by riders in a contest, made to break when it hits another rider’s armour.
- The knight raised his lance.
- Her lance shattered against the other rider’s shield.
- Both riders needed fresh lances for the next round.
zıpkın
Balık veya balinaları yakalamak ya da öldürmek için kullanılan uzun, sivri uçlu silah.
Basit İngilizce açıklama: A long pointed weapon used to catch or kill whales and fish.
- The fisherman held a sharp lance.
- The crew used lances to kill the wounded whale.
- A fishing lance lay across the boat.
mızraklı süvari
Genellikle at üzerinde, uzun ve sivri uçlu bir silahla savaşan asker.
Basit İngilizce açıklama: A soldier who fights with a long pointed weapon, usually while riding a horse.
- A mounted lance guarded the gate.
- The captain commanded fifty lances.
- Several lances rode ahead of the army.
fiil
mızraklamak
Birine veya bir şeye uzun, sivri uçlu bir silah saplamak.
Basit İngilizce açıklama: To push a long pointed weapon into someone or something.
- The rider lanced the charging boar.
- A soldier lanced his opponent during the battle.
- He tried to lance the animal with his spear.
fırlatmak
Bir şeyi mızrak atar gibi kuvvetle ileri doğru fırlatmak.
Basit İngilizce açıklama: To throw something forward as you would throw a long pointed weapon.
- He lanced the shaft across the stream.
- She lanced a spear toward the target.
- The warrior lanced his weapon through the air.
çalmak, aşırmak
Başkasına ait bir şeyi izin almadan almak.
Basit İngilizce açıklama: To take something belonging to someone else without permission.
- Someone lanced my drink at the party.
- He lanced a wallet from the table.
- She realized that her cash had been lanced.
fırlamak, hızla ilerlemek
Belirli bir yöne doğru aniden ve hızla hareket etmek.
Basit İngilizce açıklama: To move suddenly and quickly in a particular direction.
- A fish lanced through the dark water.
- Light lanced across the sky.
- The bird lanced forward and vanished among the trees.
lance hakkında sık sorulanlar
lance ne demek?
“lance” Türkçede “mızrak” demektir. Özellikle atlı askerlerin kullandığı, sivri metal uçlu uzun silah.
lance Türkçesi nedir?
lance kelimesinin Türkçe çevirileri: mızrak, kargı, turnuva mızrağı, zıpkın, mızraklı süvari, mızraklamak.
lance nasıl okunur?
Amerikan İngilizcesinde /læns/, İngiliz İngilizcesinde /lɑːns/ diye okunur.
lance cümle içinde nasıl kullanılır?
The soldier carried a long lance. The cavalry lowered their lances before charging.
lance kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpEnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語