engineer
İngilizce “engineer” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /ˌɛndʒɪˈnɪr/ · İngiltere /ˌendʒɪˈnɪə/
engineer Türkçede: mühendis, makinist, stratejist, tasarlamak, inşa etmek, genetik yapısını değiştirmek
isim
mühendis
Makine, bina veya başka teknik şeyler tasarlayan, yapan ya da geliştiren kişi.
Basit İngilizce açıklama: Someone whose job is to design, build, or improve machines, buildings, or other technical things.
- My sister is an engineer.
- The engineers designed a safer bridge.
- We need an electrical engineer to check the system.
mühendis
Motor ve makineleri tasarlayan, yapan veya çalışır durumda tutan kişi.
Basit İngilizce açıklama: Someone who designs, builds, or keeps engines and machinery working.
- The engineer inspected the engine.
- A marine engineer repaired the ship’s machinery.
- Our maintenance engineers keep the factory running.
makinist
İşi tren kullanmak olan kişi.
Basit İngilizce açıklama: Someone whose job is to drive a train.
- The engineer stopped the train.
- She worked as a locomotive engineer for years.
- The engineer saw a red signal ahead.
stratejist
İstediği sonucu elde etmek için insanları veya olayları ustaca yönlendiren kişi.
Basit İngilizce açıklama: Someone who skillfully controls people or events to produce a particular result.
- He became the political engineer behind the campaign.
- Social engineers tried to reshape public attitudes.
- The party’s political engineer planned a surprising alliance.
fiil
tasarlamak, inşa etmek
Teknik bilgiyi kullanarak bir şeyi tasarlamak, yapmak veya geliştirmek.
Basit İngilizce açıklama: To use technical knowledge to design, build, or improve something.
- They engineered a new cooling system.
- This bridge was engineered to survive strong winds.
- We need to engineer a practical solution.
genetik yapısını değiştirmek
Bir canlının genlerini değiştirmek veya belirli bir genetik madde oluşturmak.
Basit İngilizce açıklama: To change the genes of a living thing or create a particular piece of genetic material.
- Scientists engineered a new DNA sequence.
- The crops were genetically engineered to resist disease.
- They engineered cells that produce a useful protein.
ayarlamak, tezgâhlamak
Bir sonuca ulaşmak için olayları ustaca, çoğu zaman gizlice ayarlamak.
Basit İngilizce açıklama: To cleverly arrange events to achieve a result, often secretly.
- She engineered a meeting with the director.
- The prisoners engineered a clever escape.
- He quietly engineered his rival’s removal from office.
engineer kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpEnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語