fiddle
İngilizce “fiddle” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu
Okunuşu: ABD /ˈfɪdəl/
fiddle Türkçede: kurcalamak, ayarlarıyla oynamak, kıpırdanmak, oynamak, oyalanmak, boş işlerle uğraşmak
fiil
kurcalamak, ayarlarıyla oynamak
Genellikle çalışır hale getirmeye uğraşırken bir şeyde küçük değişiklikler yapmak.
Basit İngilizce açıklama: To make small changes to something, often while trying to get it to work.
- Try fiddling with the controls.
- I fiddled with the radio until the sound improved.
- Have you been fiddling with my computer settings?
kıpırdanmak, oynamak
Genellikle gerginlikten veya sıkıntıdan ellerini sürekli oynatmak ya da küçük nesnelerle uğraşmak.
Basit İngilizce açıklama: To keep moving your hands or playing with small things, often because you are nervous or bored.
- Stop fiddling and listen.
- She fiddled with her ring during the interview.
- The children kept fiddling in their seats.
oyalanmak, boş işlerle uğraşmak
Çalışmak yerine oyunla veya önemsiz işlerle vakit geçirmek.
Basit İngilizce açıklama: To spend time playing or doing unimportant things instead of working.
- Stop fiddling around and finish your work.
- He fiddled away the afternoon instead of studying.
- We cannot fiddle around while everyone else waits.
hile yapmak, tahrif etmek
Para kazanmak veya gerçeği gizlemek için kayıtları ya da rakamları hileyle değiştirmek.
Basit İngilizce açıklama: To change records or figures dishonestly to get money or hide the truth.
- He fiddled his expenses to get extra money.
- The manager was caught fiddling the books.
- Someone has been fiddling the sales figures.
keman çalmak
Kemanla halk müziği veya country müzik çalmak.
Basit İngilizce açıklama: To play folk or country music on a violin.
- She fiddles in a country band.
- He fiddled a lively tune at the wedding.
- They sang while their grandfather fiddled.
isim
keman
Halk müziği veya country müzik çalmak için kullanılan keman.
Basit İngilizce açıklama: A violin used to play folk or country music.
- She plays the fiddle in a folk band.
- The fiddle led the dancers through a lively tune.
- Two fiddles joined the guitar for the final song.
keman
Dört teli üzerinde yay gezdirilerek çalınan küçük, ahşap müzik aleti.
Basit İngilizce açıklama: A small wooden musical instrument with four strings, played by moving a bow across them.
- He keeps his fiddle in a case.
- That old fiddle has a lovely sound.
- The children brought their fiddles to music class.
dolandırıcılık, hile
Para veya çıkar elde etmek için yapılan dürüst olmayan düzen.
Basit İngilizce açıklama: A dishonest plan to get money or an advantage.
- The whole deal was a fiddle.
- Police uncovered a tax fiddle involving several companies.
- He lost his job over an expenses fiddle.
fiddle hakkında sık sorulanlar
fiddle ne demek?
“fiddle” Türkçede “kurcalamak” demektir. Genellikle çalışır hale getirmeye uğraşırken bir şeyde küçük değişiklikler yapmak.
fiddle Türkçesi nedir?
fiddle kelimesinin Türkçe çevirileri: kurcalamak, ayarlarıyla oynamak, kıpırdanmak, oynamak, oyalanmak, boş işlerle uğraşmak.
fiddle nasıl okunur?
/ˈfɪdəl/ diye okunur.
fiddle cümle içinde nasıl kullanılır?
Try fiddling with the controls. I fiddled with the radio until the sound improved.
fiddle kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpfiddle ile kurulan ifadeler
- fiddle with
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語