LookItUp

fox

İngilizce “fox” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /fɑks/ · İngiltere /fɒks/

fox Türkçede: tilki, kurnaz, güzel kadın, şaşırtmak, kafasını karıştırmak, kandırmak

isim

YABANİ HAYVANA2

tilki

Küçük bir köpeğe benzeyen, genellikle kızılımsı kürkü, sivri kulakları ve gür kuyruğu olan yabani hayvan.

Basit İngilizce açıklama: A wild animal like a small dog, usually with reddish fur, pointed ears, and a thick tail.

  • A fox crossed the road.
  • Foxes sometimes search our bins at night.
  • We saw a fox carrying food to its cubs.

Sık kullanılan kalıplar: red fox, wild fox, fox cub

KURNAZ KİŞİC1

kurnaz, tilki

Başkalarını kandırmayı veya kendine avantaj sağlamayı bilen zeki ve kurnaz kişi.

Basit İngilizce açıklama: A clever person who knows how to trick others or gain an advantage.

  • He’s a clever old fox.
  • That sly fox got us to pay twice.
  • The politician is a fox who rarely reveals his plans.

Eş anlamlılar: trickster

Sık kullanılan kalıplar: old fox, sly fox, cunning fox

ÇEKİCİ KADINC2

güzel kadın

Birinin çok çekici bulduğu kadın için kullanılan gündelik söz.

Basit İngilizce açıklama: A woman someone finds very attractive.

  • He thinks she’s a fox.
  • That actor called his girlfriend a real fox.
  • The old song describes a beautiful woman as a fox.

Eş anlamlılar: beauty

Sık kullanılan kalıplar: a real fox, a total fox

fiil

KAFASINI KARIŞTIRMAC1

şaşırtmak, kafasını karıştırmak

Birinin bir şeyi anlamasını veya çözmesini engelleyecek şekilde kafasını karıştırmak.

Basit İngilizce açıklama: To confuse someone so they cannot understand or solve something.

  • That question foxed me.
  • The final clue has foxed every player.
  • Does this puzzle fox you too?

Eş anlamlılar: confuse, baffle, puzzle

Sık kullanılan kalıplar: fox someone, fox the experts

KANDIRMAC2

kandırmak, oyuna getirmek

Zekâ veya kurnazlık kullanarak birini kandırmak.

Basit İngilizce açıklama: To trick someone by being clever.

  • His clever plan foxed the guards.
  • She foxed her opponent with a sudden change of direction.
  • Can you fox them into revealing their next move?

Eş anlamlılar: trick, outwit, fool

Sık kullanılan kalıplar: fox someone, fox an opponent

KÂĞITTA LEKELENMEC2

kahverengi lekelenmek, kahverengi leke oluşturmak

Özellikle eski kitaplarda, kâğıtta küçük kahverengi lekeler oluşmak veya oluşturmak.

Basit İngilizce açıklama: To develop or cause small brown spots on paper, often in old books.

  • The paper has foxed with age.
  • Damp storage can fox the pages of old books.
  • Some prints fox more easily than others.

Eş anlamlılar: discolour, stain

Sık kullanılan kalıplar: fox the paper, fox with age

fox kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

fox ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler