fry
İngilizce “fry” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu
Okunuşu: ABD /fraɪ/
Diğer biçimleri: frying
fry Türkçede: kızartmak, kavrulmak, yanmak, elektrikli sandalyede idam etmek, elektrikli sandalyede idam edilmek, patates kızartması
fiil
kızartmak
Yiyeceği sıcak yağda pişirmek.
Basit İngilizce açıklama: To cook food in hot oil or fat.
- Fry the eggs in butter.
- She fried some fish for dinner.
- Do you fry your potatoes or bake them?
kavrulmak, yanmak
Aşırı sıcak hissetmek veya çok güçlü ısıdan zarar görmek.
Basit İngilizce açıklama: To feel extremely hot or be hurt by very strong heat.
- We will fry in this heat.
- I was frying on the beach without any shade.
- Come inside before you fry out there.
elektrikli sandalyede idam etmek, elektrikli sandalyede idam edilmek
Ceza olarak birini elektrikli sandalyede öldürmek veya bu şekilde öldürülmek.
Basit İngilizce açıklama: To kill someone, or be killed, using an electric chair as punishment.
- The prisoner feared he would fry.
- The crowd shouted that the murderer should fry.
- They threatened to fry him if he was convicted.
isim
patates kızartması
Sıcak yağda kızartılmış, uzun ve ince tek bir patates parçası.
Basit İngilizce açıklama: One long, thin piece of potato cooked in hot oil.
- Can I have a fry?
- She dipped a fry in ketchup.
- He dropped his last fry on the floor.
yavru balık
Çok küçük yaşta olan balık veya balıklar.
Basit İngilizce açıklama: Very young fish.
- The fry need clean water.
- Thousands of salmon fry were released into the river.
- These tiny fry hatched yesterday.
kızarmış yiyecek şeridi
Patates dışındaki bir yiyeceğin sıcak yağda kızartılmış, uzun ve ince parçası.
Basit İngilizce açıklama: A long, thin piece of food other than potato, cooked in hot oil.
- Try a crispy halloumi fry.
- She dipped a zucchini fry in sauce.
- The plate held golden carrot fries.
kızartma kahvaltı
Genellikle yumurta, pastırma türü et ve sosis gibi yağda pişirilmiş yiyeceklerden oluşan kahvaltı.
Basit İngilizce açıklama: A meal of foods cooked in hot fat, usually eggs, bacon, and sausages.
- We had a fry for breakfast.
- He cooked a big fry on Sunday.
- Would you like a full fry before we leave?
fry hakkında sık sorulanlar
fry ne demek?
“fry” Türkçede “kızartmak” demektir. Yiyeceği sıcak yağda pişirmek.
fry Türkçesi nedir?
fry kelimesinin Türkçe çevirileri: kızartmak, kavrulmak, yanmak, elektrikli sandalyede idam etmek, elektrikli sandalyede idam edilmek, patates kızartması.
fry nasıl okunur?
/fraɪ/ diye okunur.
fry cümle içinde nasıl kullanılır?
Fry the eggs in butter. She fried some fish for dinner.
fry kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpfry ile kurulan ifadeler
- fry up
- fry someone's bacon
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語