holocaust
İngilizce “holocaust” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu
Okunuşu: ABD /ˈhɑːləkɔːst/ · İngiltere /ˈhɒləkɔːst/
holocaust Türkçede: kitle katliamı, toplu kıyım, yakılan kurban, büyük fedakârlık, büyük kurban, yangında yok oluş
isim
kitle katliamı, toplu kıyım
Çok sayıda insanın veya hayvanın öldürülmesi; çoğu zaman geniş çaplı yıkım da olur.
Basit İngilizce açıklama: The killing of very large numbers of people or animals, often with widespread destruction.
- They feared a nuclear holocaust.
- The film imagines life after a holocaust.
- Survivors described the holocaust that destroyed their communities.
yakılan kurban
Dini törende tanrıya sunulmak üzere bütünüyle yakılan hayvan veya başka bir armağan.
Basit İngilizce açıklama: An animal or other gift to a god that is burned completely during a religious ceremony.
- The priest offered a holocaust at the altar.
- The animal became a holocaust during the ceremony.
- Ancient accounts describe holocausts offered to the gods.
büyük fedakârlık, büyük kurban
Değerli bir şeyin çok büyük bir kısmından veya tamamından vazgeçme.
Basit İngilizce açıklama: A very large or complete sacrifice of something valuable.
- The poet called their sacrifice a holocaust.
- They offered a holocaust of their wealth to the cause.
- The story ends with a great holocaust of personal hopes.
yangında yok oluş
Ateşin bir şeyi tamamen yok etmesi veya ateşle tamamen yok olmuş şey.
Basit İngilizce açıklama: Complete destruction by fire, or something that has been completely destroyed by fire.
- The fire turned the village into a holocaust.
- Nothing survived the fiery holocaust.
- The writer described the burned city as a holocaust.
fiil
yakarak kurban etmek
Bir hayvanı veya başka bir armağanı tanrıya sunmak için bütünüyle yakmak.
Basit İngilizce açıklama: To burn an animal or another gift completely as an offering to a god.
- The priests prepared to holocaust the animal.
- They holocausted a bull as an offering.
- The account describes animals being holocausted during the ritual.
tamamen yok etmek, yakıp kül etmek
Bir şeyi, özellikle yakarak, bütünüyle yok etmek.
Basit İngilizce açıklama: To destroy something completely, especially by burning it.
- The fire seemed ready to holocaust the village.
- Flames holocausted the wooden buildings.
- The city had been holocausted in a single night.
toplu katliam yapmak, kökünü kazımak
Bir insan grubunun tamamını veya çok büyük bir bölümünü öldürmek.
Basit İngilizce açıklama: To kill all or very many members of a group of people.
- The invaders threatened to holocaust the population.
- The writer described entire communities being holocausted.
- The army had holocausted thousands of civilians.
holocaust hakkında sık sorulanlar
holocaust ne demek?
“holocaust” Türkçede “kitle katliamı” demektir. Çok sayıda insanın veya hayvanın öldürülmesi; çoğu zaman geniş çaplı yıkım da olur.
holocaust Türkçesi nedir?
holocaust kelimesinin Türkçe çevirileri: kitle katliamı, toplu kıyım, yakılan kurban, büyük fedakârlık, büyük kurban, yangında yok oluş.
holocaust nasıl okunur?
Amerikan İngilizcesinde /ˈhɑːləkɔːst/, İngiliz İngilizcesinde /ˈhɒləkɔːst/ diye okunur.
holocaust cümle içinde nasıl kullanılır?
They feared a nuclear holocaust. The film imagines life after a holocaust.
holocaust kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpEnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語