LookItUp

half

İngilizce “half” kelimesinin Türkçe anlamı

ABD /hæf/ · İngiltere /hɑːf/

half Türkçede: yarı, yarım, devre, yarı saha, orta saha oyuncusu, kısmi

isim

İKİDE BİRA1

yarı, yarım

Bir şeyin iki eşit parçasından biri.

Basit İngilizce açıklama: One of two equal parts of something.

  • I ate half of the apple.
  • She cut the paper in half.
  • The two halves fit together perfectly.

Nasıl kullanılır: half of something (Half of the cake is yours.)

Zıt anlamlılar: whole

Sık kullanılan kalıplar: half of something, in half, one half, a half

MAÇ DEVRESİB1

devre, yarı

Bir spor karşılaşmasının iki ana zaman bölümünden biri.

Basit İngilizce açıklama: One of the two main periods of a sports game.

  • Our team scored in the first half.
  • The second half starts in ten minutes.
  • Both halves of the match were exciting.

Sık kullanılan kalıplar: first half, second half, half of something

YARI SAHAB2

yarı saha

Spor sahasının, genellikle bir takımın savunduğu iki bölümünden biri.

Basit İngilizce açıklama: One of the two parts of a sports field, usually defended by one team.

  • The ball stayed in our half.
  • He kicked it into the other half.
  • They defended their half well throughout the match.

Nasıl kullanılır: in/into someone’s half (The ball landed in our half.)

Sık kullanılan kalıplar: own half, opposing half, half of something

ORTA SAHA OYUNCUSUC2

orta saha oyuncusu

Bazı sporlarda hücum oyuncuları ile savunma oyuncuları arasında oynayan kişi.

Basit İngilizce açıklama: A player with a position between the main attacking and defending players in certain sports.

  • He played as a centre half.
  • The right half passed to the forward.
  • Both halves moved back to help defend.

Eş anlamlılar: halfback

Sık kullanılan kalıplar: centre half, left half, right half

sıfat

YÜZDE ELLİA1

yarım

Bir miktarın veya şeyin iki eşit parçasından biri kadar olan.

Basit İngilizce açıklama: Equal to one of two equal parts of an amount or thing.

  • Wait for half an hour.
  • We bought a half bottle of wine.
  • All these shirts are half price today.

Eş anlamlılar: semi-, hemi-, demi-

Zıt anlamlılar: whole

Sık kullanılan kalıplar: half an hour, half a kilo, half price

TAM OLMAYANB2

yarım, kısmi

Eksik olan; yalnızca kısmen doğru, ciddi veya açıkça ifade edilmiş olan.

Basit İngilizce açıklama: Incomplete, or only partly true, serious, or fully expressed.

  • His story was a half truth.
  • She gave me a half smile.
  • A half promise will not reassure them.

Eş anlamlılar: partial, incomplete

Zıt anlamlılar: complete

Sık kullanılan kalıplar: half truth, half smile, half promise

zarf

YÜZDE ELLİA2

yarı, yarısına kadar

Bir miktarın veya derecenin tam yarısı ölçüsünde.

Basit İngilizce açıklama: To exactly fifty percent of an amount or degree.

  • The bottle is half full.
  • This box weighs half as much as that one.
  • Our journey was half over when it began to snow.

Nasıl kullanılır: half as + adjective/adverb + as… (This room is half as big as ours.)

Eş anlamlılar: halfway

Sık kullanılan kalıplar: half full, half as much, half the size

KISMENB1

kısmen, yarı

Tam olarak değil, bir ölçüde.

Basit İngilizce açıklama: To some degree, but not completely.

  • I was half asleep.
  • She half expected him to refuse.
  • We listened with half closed eyes.

Eş anlamlılar: partly, partially

Zıt anlamlılar: fully, completely

Sık kullanılan kalıplar: half asleep, half joking, half expect

half kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

half ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler