handle
İngilizce “handle” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /ˈhændəl/
handle Türkçede: sap, kulp, kol, kullanıcı adı, takma ad, büyük içki şişesi
isim
sap, kulp, kol
Bir nesneyi kaldırırken, taşırken veya kullanırken elinizle tuttuğunuz bölüm.
Basit İngilizce açıklama: The part of an object you hold to lift, move, or use it.
- The handle is broken.
- She turned the door handle slowly.
- Both handles on my bag have torn.
kullanıcı adı, takma ad
Özellikle internette veya telsizde gerçek adınız yerine kullandığınız ad.
Basit İngilizce açıklama: A name you use instead of your real name, especially online or on the radio.
- What is your online handle?
- She posts under the handle Moonbird.
- Their radio handles were printed on the badges.
büyük içki şişesi
Yaklaşık 1,75 litre sert içki içeren büyük şişe.
Basit İngilizce açıklama: A large bottle of strong alcohol containing about 1.75 liters.
- They bought a handle of vodka.
- A handle of whiskey stood behind the bar.
- That shop sells handles of rum.
bir bardak bira
Kulplu geleneksel bir bardakta sunulan bira; bardağın hacmi bölgeye göre değişir.
Basit İngilizce açıklama: A glass of beer served in a traditional glass with a side grip; its size varies by region.
- He ordered a handle of beer.
- The bartender filled two handles with lager.
- We drank a handle each at the pub.
toplam bahis tutarı
Belirli bir süre veya etkinlik boyunca yatırılan bahislerin toplam para tutarı.
Basit İngilizce açıklama: The total amount of money people bet during a particular time or event.
- The casino reported a record handle.
- Saturday’s handle exceeded five million dollars.
- The track’s monthly handle fell sharply.
unvan
Doktor veya Sir gibi, kişinin adına eklenen unvan.
Basit İngilizce açıklama: A title, such as Doctor or Sir, added to a person’s name.
- He now has a handle to his name.
- She cared little for that fancy handle.
- The handle “Sir” impressed his neighbours.
fiil
halletmek, başa çıkmak, yönetmek
Bir işi, sorunu, kişiyi veya zor durumu başarıyla idare etmek.
Basit İngilizce açıklama: To deal successfully with a task, problem, person, or difficult situation.
- I can handle this problem.
- She handled the complaints calmly.
- How do you handle pressure at work?
ellemek, tutmak
Bir şeye elle dokunmak, onu tutmak veya hareket ettirmek.
Basit İngilizce açıklama: To touch, hold, or move something with your hands.
- Please do not handle the glass.
- She handled the baby bird gently.
- Wash your hands after handling raw chicken.
handle kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUphandle ile kurulan ifadeler
- handle with kid gloves
- handle up
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語