limit
İngilizce “limit” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /ˈlɪmɪt/
limit Türkçede: sınır, kısıtlama, üst sınır, sınırlamak, kısıtlamak, yakınsamak
isim
sınır, kısıtlama
Ne kadar yapabileceğinizi, sahip olabileceğinizi veya kullanabileceğinizi belirleyen kural ya da sınır.
Basit İngilizce açıklama: A rule or boundary that controls how much you can do, have, or use.
- The speed limit is fifty.
- We set a limit on spending.
- Have you exceeded your credit limit?
sınır, üst sınır
Bir şeyin ulaşabileceği en uzak nokta veya mümkün olan en yüksek miktar.
Basit İngilizce açıklama: The furthest point something can reach or the greatest amount that is possible.
- Everyone has a limit.
- The machine was working at its limit.
- That journey tested the limits of my patience.
fiil
sınırlamak, kısıtlamak
Bir şeyi belirli bir miktar, alan veya aralık içinde tutmak.
Basit İngilizce açıklama: To keep something within a particular amount, area, or range.
- We must limit our spending.
- The rule limits each group to ten people.
- They limited the discussion to safety issues.
kısıtlamak, sınırlamak
Birinin özgürlüğünü veya bir şeyler yapabilme imkânını azaltmak.
Basit İngilizce açıklama: To reduce someone's freedom or ability to do things.
- Strict rules limit our freedom.
- Her injury limited her ability to walk.
- Don't let fear limit your choices.
yakınsamak
Matematikte bir dizinin veya fonksiyonun belirli bir değere giderek yaklaşması.
Basit İngilizce açıklama: For a mathematical sequence or function to get closer and closer to a particular value.
- These values limit on zero.
- The sequence limits on the point marked A.
- Both sequences limit on the same value.
limit kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUplimit ile kurulan ifadeler
- limit out
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語