small
İngilizce “small” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /smɔːl/
small Türkçede: küçük, ufak, az, küçük boy, küçük beden
sıfat
küçük, ufak
Fazla yer kaplamayan, boyu veya eni fazla olmayan.
Basit İngilizce açıklama: Not taking up much space or having much height or width.
- We live in a small house.
- This bag is too small for my books.
- Their new garden is smaller than ours.
az, küçük
Miktarı, sayısı veya önemi fazla olmayan.
Basit İngilizce açıklama: Low in amount or number, or having little importance.
- There is a small fee.
- Only a small number of guests arrived.
- The price difference was so small that nobody noticed.
küçük
Özellikle çocuklar için, yaşı henüz fazla olmayan.
Basit İngilizce açıklama: Still young, especially when talking about children.
- They have two small children.
- I loved this story when I was small.
- She has cared for him since he was small.
zarf
küçük
Az yer kaplayacak veya küçük izler oluşturacak biçimde.
Basit İngilizce açıklama: Using little space or making little marks.
- Please do not write so small.
- She wrote small to fit everything on the card.
- Can you print small enough to leave room for a picture?
isim
küçük boy, küçük beden
Gömlek veya içecek gibi, orta boydan daha küçük boyda satılan ürün.
Basit İngilizce açıklama: An item sold in a size below medium, such as a shirt or drink.
- I usually wear a small.
- We ordered two smalls and one large.
- Do you have this shirt in a small?
small kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpsmall ile kurulan ifadeler
- small change
- small talk
- small intestine: ince bağırsak
- small fry
- small wonder
- small beer
- small time
- small ball
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語