try
İngilizce “try” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /traɪ/
try Türkçede: denemek, çabalamak, tatmak, yargılamak, sabrını zorlamak, deneme
fiil
denemek, çabalamak
Başarı kesin olmasa da bir şeyi yapmak için çaba göstermek.
Basit İngilizce açıklama: To make an effort to do something, even if you may not succeed.
- Please try again.
- I tried to open the door, but it was locked.
- Are you trying to learn another language?
denemek, tatmak
Nasıl olduğunu veya işe yarayıp yaramadığını anlamak için bir şeyi tatmak, kullanmak ya da yapmak.
Basit İngilizce açıklama: To taste, use, or do something to find out what it is like or whether it works.
- Try some of this soup.
- She tried a different route to work.
- Have you tried turning the computer off and on again?
denemek, çabalamak
Başarısız olma ihtimaline rağmen bir şeyi yapmaya çalışmak.
Basit İngilizce açıklama: If you do this, you make an effort to do something, even if you may fail.
- Try to finish today.
- She tried to lift the box.
- Have you tried to call him?
yargılamak
Birinin suçlu olup olmadığına karar vermek için davayı mahkemede incelemek.
Basit İngilizce açıklama: To examine a legal case in court to decide whether someone is guilty.
- The court will try the case next month.
- He was tried for robbery.
- A jury tried both men and found them guilty.
sabrını zorlamak
Birinin sakin kalmasını zorlaştırarak sabrını zorlamak.
Basit İngilizce açıklama: If something does this to your patience, it makes staying calm difficult.
- The noise tries my patience.
- His endless questions tried her patience.
- Waiting all afternoon would try anyone’s patience.
isim
deneme, girişim
Başarılı olsun veya olmasın, bir şeyi yapmak için gösterilen çaba.
Basit İngilizce açıklama: An effort to do something, whether or not you succeed.
- Have another try.
- I opened it on my third try.
- That was a good try, even though you missed.
deneme
Hoşuna gidip gitmediğini anlamak için bir şeyi tatma, kullanma veya yapma.
Basit İngilizce açıklama: An occasion when you taste, use, or do something to see whether you like it.
- Give this soup a try.
- I gave the new app a try yesterday.
- After one try, she decided yoga was for her.
ragbi sayısı
Ragbide topu rakibin gol çizgisinin ötesinde yere bastırarak kazanılan sayı.
Basit İngilizce açıklama: Points scored in rugby by pressing the ball onto the ground beyond the other team’s goal line.
- He scored a try.
- Her second try won the match.
- Was that a try or did he drop the ball?
try kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUptry ile kurulan ifadeler
- try out: denemek, test etmek
- try on: denemek
- try on for size: bedenini denemek, üstünde denemek
- try it on
- try as one may
- try over
- try one's luck
- try one's hand
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語