strain
İngilizce “strain” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu
Okunuşu: ABD /streɪn/
Diğer biçimleri: strains, strained, straining
strain Türkçede: suş, ırk, zorlanma, aşırı çaba, damar, kalıtsal özellik
isim
suş, ırk
Belirli ortak özellikleri olan bir hayvan veya mikroorganizma grubu.
Basit İngilizce açıklama: A group of animals or tiny living things with particular shared features.
- This strain of wheat grows quickly.
- Doctors found a drug-resistant strain of the bacteria.
- Several strains of the virus spread during winter.
zorlanma, aşırı çaba
Ağrıya veya zarara yol açabilecek kadar yoğun bedensel çaba.
Basit İngilizce açıklama: Great physical effort that can cause pain or damage.
- The strain made his arms shake.
- Heavy lifting puts strain on your back.
- She rested after the strain of climbing the steep hill.
damar, kalıtsal özellik
Aileden aktarılan veya kişinin karakterinde bulunan bir özellik ya da eğilim.
Basit İngilizce açıklama: A quality or tendency passed through a family, or present as part of someone’s character.
- An artistic strain runs through her family.
- He showed a strain of cruelty.
- There was a playful strain in her character.
ezgi, melodi
Özellikle uzaktan duyulan bir melodi veya müzik parçasının bir bölümü.
Basit İngilizce açıklama: A tune or part of a piece of music, especially when heard from a distance.
- A gentle strain drifted through the room.
- We heard the familiar strains of her favourite song.
- The opening strains of the music filled the hall.
soy, nesep
Ortak atalardan gelen aile veya insan topluluğu.
Basit İngilizce açıklama: A family line or group connected by shared ancestors.
- He came from a noble strain.
- The family claimed an ancient royal strain.
- Breeders valued the horses from that strain.
fiil
zorlanmak, çabalamak
Zor bir şeyi başarmak için büyük çaba göstermek.
Basit İngilizce açıklama: To make a great effort to do something difficult.
- I strained to see the sign.
- He strains to hear quiet voices.
- We were straining to reach the top shelf.
süzmek
Bir karışımı küçük deliklerden geçirerek içindeki maddeleri ayırmak.
Basit İngilizce açıklama: To pass a mixture through small holes to separate its parts.
- Strain the soup before serving.
- She strained the juice through a cloth.
- Have you strained out the seeds?
germek
Bir şeyi kuvvetle çekerek gergin hale getirmek veya uzatmak.
Basit İngilizce açıklama: To pull something hard so that it becomes tight or stretched.
- The load strained the rope.
- Heavy winds strain the cables holding the mast.
- They strained the wire until it was tight.
strain hakkında sık sorulanlar
strain ne demek?
“strain” Türkçede “suş” demektir. Belirli ortak özellikleri olan bir hayvan veya mikroorganizma grubu.
strain Türkçesi nedir?
strain kelimesinin Türkçe çevirileri: suş, ırk, zorlanma, aşırı çaba, damar, kalıtsal özellik.
strain nasıl okunur?
/streɪn/ diye okunur.
strain cümle içinde nasıl kullanılır?
This strain of wheat grows quickly. Doctors found a drug-resistant strain of the bacteria.
strain kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpstrain ile kurulan ifadeler
- strain a point
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語