LookItUp

barrel

İngilizce “barrel” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu

Okunuşu: ABD /ˈbærəl/

Diğer biçimleri: barrels

barrel Türkçede: fıçı, varil, namlu, silindir, metal boru, baril

isim

YUVARLAK KAPB1

fıçı, varil

Sıvı, eşya veya çöp koymak için kullanılan, yanları dışa doğru kavisli büyük yuvarlak kap.

Basit İngilizce açıklama: A large round container with curved sides, used to hold liquids, goods, or rubbish.

  • The barrel is empty.
  • They stored wine in wooden barrels.
  • Put the rubbish in that metal barrel.

Eş anlamlılar: cask

Sık kullanılan kalıplar: wooden barrel, empty barrel, trash barrel

NAMLUB2

namlu

Ateş edildiğinde merminin içinden geçtiği, silahın uzun boru biçimindeki bölümü.

Basit İngilizce açıklama: The long tube of a gun through which a bullet travels when fired.

  • The gun has a long barrel.
  • He cleaned the barrel of his rifle.
  • Never look down a gun barrel.

Sık kullanılan kalıplar: gun barrel, rifle barrel, barrel of something

BİR VARİL DOLUSUB2

varil, fıçı

Büyük yuvarlak bir kabın aldığı miktar; petrol için de ölçü birimi olarak kullanılır.

Basit İngilizce açıklama: The amount that fills one large round container, also used as a measure for oil.

  • We bought a barrel of beer.
  • Oil prices rose to eighty dollars per barrel.
  • The company produces thousands of barrels each day.

Sık kullanılan kalıplar: barrel of oil, barrel of beer, per barrel

METAL BORUC2

silindir, metal boru

Bir makinenin veya başka bir donanımın parçası olan sağlam metal boru.

Basit İngilizce açıklama: A strong metal tube forming part of a machine or other equipment.

  • The pump barrel is made of steel.
  • A piston moves inside the barrel.
  • The engineer replaced the damaged barrel.

Eş anlamlılar: tube, cylinder

Sık kullanılan kalıplar: pump barrel, steel barrel, barrel assembly

KLARNET PARÇASIC2

baril

Klarnetin ağızlığını üst gövdesine bağlayan kısa boru biçimindeki parça.

Basit İngilizce açıklama: The short tube joining a clarinet’s mouthpiece to its main upper section.

  • The clarinet needs a new barrel.
  • A longer barrel can lower the pitch.
  • She fitted the mouthpiece into the barrel.

Sık kullanılan kalıplar: clarinet barrel, barrel length, barrel joint

ATIN GÖVDESİC2

gövde

Atın kaburgalarını ve karnını içine alan yuvarlak orta gövde bölümü.

Basit İngilizce açıklama: The rounded middle part of a horse’s body, including its ribs and belly.

  • The pony has a broad barrel.
  • The girth passes around the horse’s barrel.
  • Her legs rested against the barrel as she rode.

Sık kullanılan kalıplar: horse barrel, broad barrel, rounded barrel

fiil

HIZLI HAREKETC1

hızla ilerlemek, hızla gitmek

Genellikle pek kontrollü olmadan çok hızlı ilerlemek.

Basit İngilizce açıklama: To move very fast, often with little control.

  • The truck barrelled down the hill.
  • He came barreling around the corner.
  • A cyclist barrelled past us without slowing down.

Nasıl kullanılır: barrel down/along something (The bus barrelled along the narrow road.); barrel into someone/something (He barrelled into me outside the shop.)

Eş anlamlılar: rush, race, charge

Sık kullanılan kalıplar: barrel down something, barrel through something, barrel into something

barrel hakkında sık sorulanlar

barrel ne demek?

“barrel” Türkçede “fıçı” demektir. Sıvı, eşya veya çöp koymak için kullanılan, yanları dışa doğru kavisli büyük yuvarlak kap.

barrel Türkçesi nedir?

barrel kelimesinin Türkçe çevirileri: fıçı, varil, namlu, silindir, metal boru, baril.

barrel nasıl okunur?

/ˈbærəl/ diye okunur.

barrel cümle içinde nasıl kullanılır?

The barrel is empty. They stored wine in wooden barrels.

barrel kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

barrel ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler