drop
İngilizce “drop” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /drɑːp/ · İngiltere /drɒp/
drop Türkçede: damla, düşüş, azalma, içki, düşmek, düşürmek
isim
damla
Çok küçük bir miktar sıvı.
Basit İngilizce açıklama: A very small amount of liquid.
- A drop of water fell on my hand.
- Add two drops of oil.
- There was not a drop of milk left.
düşüş, azalma
Konumun, seviyenin veya miktarın daha aşağıya inmesi.
Basit İngilizce açıklama: A fall to a lower position, level, or amount.
- There was a sudden drop in prices.
- The path ends at a steep drop.
- A drop in sales worried the manager.
içki
Alkol oranı yüksek içki.
Basit İngilizce açıklama: Strong alcoholic drink.
- He enjoys the drop occasionally.
- They gathered to share a little of the drop.
- She has given up the drop for good.
fiil
düşmek, düşürmek
Aşağıya düşmek veya bir şeyi elden ya da yüksek bir yerden düşürmek.
Basit İngilizce açıklama: To fall, or let something fall from your hand or a higher place.
- Do not drop the glass.
- My phone dropped out of my pocket.
- She dropped her keys on the floor.
damlamak
Sıvının küçük, ayrı damlalar halinde düşmesi.
Basit İngilizce açıklama: If liquid does this, it falls in small separate amounts.
- Water dropped from the tap.
- Tears dropped onto her sleeve.
- Rain was dropping slowly from the leaves.
drop kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpdrop ile kurulan ifadeler
- drop off: bırakmak, götürüp bırakmak
- drop out: bırakmak, ayrılmak
- drop dead: aniden ölmek, düşüp ölmek
- drop kick
- drop by: uğramak
- drop in: uğramak
- drop the ball: işi batırmak, görevini aksatmak
- drop in the bucket
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語