speed
İngilizce “speed” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /spiːd/
speed Türkçede: hız, sürat, tarz, zevk, hız sınırını aşmak, hızla gitmek
isim
hız, sürat
Birinin veya bir şeyin ne kadar hızlı hareket ettiği.
Basit İngilizce açıklama: How fast someone or something moves.
- The car increased its speed.
- What is the speed limit here?
- We measured the wind speed every hour.
hız, sürat
Hızlı hareket edebilme yeteneği veya hızlı hareket etme durumu.
Basit İngilizce açıklama: The ability to move fast, or the state of doing so.
- Her speed surprised everyone.
- The team needs players with speed and skill.
- He relied on his speed to win the race.
tarz, zevk
Bir kişinin hoşlandığı veya kendini rahat hissettiği şeylerin türü.
Basit İngilizce açıklama: The kind of thing someone likes or feels comfortable with.
- Quiet evenings are more my speed.
- That busy restaurant is not really her speed.
- Would a smaller party be more your speed?
fiil
hız sınırını aşmak
Araç kullanırken yasaların izin verdiği hızdan daha hızlı gitmek.
Basit İngilizce açıklama: To drive faster than the law allows.
- Do not speed on this road.
- Police caught him speeding near the school.
- She was fined because she had been speeding.
hızla gitmek, hızla yapmak
Çok hızlı hareket etmek veya bir işi çok hızlı yapmak.
Basit İngilizce açıklama: To move or do something very fast.
- A train sped past.
- She sped through her work before lunch.
- The boat was speeding towards the shore.
speed kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpspeed ile kurulan ifadeler
- speed bump: hız kesici, kasis, tümsek
- speed up: hızlanmak
- speed of light: ışık hızı
- speed limit: hız sınırı
- speed camera
- speed of sound
- speed queen
- speed stack
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語