ear
İngilizce “ear” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /ɪr/ · İngiltere /ɪə/
ear Türkçede: kulak, işitme, müzik kulağı, başak, koçan, başaklanmak
isim
kulak
Başın iki yanında bulunan ve duymayı sağlayan organlardan biri.
Basit İngilizce açıklama: One of the two parts on the sides of your head that you hear with.
- My left ear hurts.
- The rabbit has long ears.
- She whispered in his ear.
işitme, müzik kulağı
Sesleri, özellikle müzikte veya konuşmada sesler arasındaki farkları iyi duyabilme yeteneği.
Basit İngilizce açıklama: The ability to hear sounds well, especially differences in music or speech.
- He plays the piano by ear.
- She has an excellent ear for music.
- The wrong note offended his trained ear.
başak, koçan
Tahıl bitkisinin tepesinde tanelerin yetiştiği bölüm.
Basit İngilizce açıklama: The part at the top of a grain plant where its seeds grow.
- Each ear was full of grain.
- The ears of wheat turned golden.
- We cooked an ear of corn for each guest.
fiil
başaklanmak
Tahıl bitkilerinin tepesinde taneleri taşıyan bölümlerin oluşması.
Basit İngilizce açıklama: To grow the seed-bearing parts at the tops of grain plants.
- The corn will ear soon.
- The wheat eared early this year.
- Warm weather helps the barley ear.
ear kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpear ile kurulan ifadeler
- ear lobe: kulak memesi
- ear canal: kulak kanalı
- ear to the ground
- ear candy
- ear rocks
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語