flat out
İngilizce “flat out” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu
Okunuşu: ABD /ˌflæt ˈaʊt/
flat out Türkçede: son sürat, var gücüyle, açıkça, kesinlikle, çok meşgul, başını kaşıyacak vakti olmayan
zarf
son sürat, var gücüyle
Mümkün olan en yüksek hızla veya bütün gücünü kullanarak.
Basit İngilizce açıklama: As fast as possible, or using all available effort.
- He ran flat out.
- We worked flat out to finish before Friday.
- The engine was running flat out during the test.
açıkça, kesinlikle
Tereddüt etmeden veya sözü yumuşatmadan, açık ve kesin bir biçimde.
Basit İngilizce açıklama: Completely or directly, without doubt, delay, or softer words.
- She flat out refused.
- He told me flat out that he disagreed.
- That claim is flat out wrong.
sıfat
çok meşgul, başını kaşıyacak vakti olmayan
Dinlenmeye veya başka işlere neredeyse hiç vakti olmayacak kadar meşgul.
Basit İngilizce açıklama: Very busy, with little or no time to rest or do anything else.
- We are flat out today.
- The kitchen staff were flat out all evening.
- Are you still flat out with Christmas orders?
tam, düpedüz
Bir niteliğin eksiksiz veya mutlak olduğunu vurgulayan söz.
Basit İngilizce açıklama: Complete or total, used to make a description stronger.
- That is a flat out lie.
- His story was flat out nonsense.
- Calling her a flat out failure was unfair.
dümdüz uzanmış, boylu boyunca uzanmış
Vücudunu tamamen uzatmış halde düz bir şekilde yatıyor olmak.
Basit İngilizce açıklama: Lying level and fully stretched out.
- He lay flat out on the floor.
- Her arms were flat out on the mat.
- The child was flat out on his back.
uykuda, tembellik eden
Dinleniyor, uyuyor veya hiçbir şey yapmıyor olmak.
Basit İngilizce açıklama: Resting, sleeping, or doing nothing at all.
- He was flat out asleep.
- After lunch, she was flat out on the sofa.
- The cat stayed flat out in the sun all afternoon.
isim
yassı ekmek
Kabarmadan ince ve yassı kalacak şekilde pişirilen ekmek.
Basit İngilizce açıklama: A piece of bread baked to stay thin rather than rise.
- The baker made a flat out.
- These flat outs stay thin in the oven.
- Serve the flat out beside the soup.
dürüm
İnce ekmek veya krep içine malzeme konup sarılarak hazırlanan yiyecek.
Basit İngilizce açıklama: A food item made by wrapping a thin bread or pancake around a filling.
- I ordered a chicken flat out.
- She filled the flat out with beans and cheese.
- Would you like salad in your flat out?
flat out hakkında sık sorulanlar
flat out ne demek?
“flat out” Türkçede “son sürat” demektir. Mümkün olan en yüksek hızla veya bütün gücünü kullanarak.
flat out Türkçesi nedir?
flat out kelimesinin Türkçe çevirileri: son sürat, var gücüyle, açıkça, kesinlikle, çok meşgul, başını kaşıyacak vakti olmayan.
flat out nasıl okunur?
/ˌflæt ˈaʊt/ diye okunur.
flat out cümle içinde nasıl kullanılır?
He ran flat out. We worked flat out to finish before Friday.
flat out kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpEnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語