green
İngilizce “green” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /ɡriːn/
green Türkçede: yeşil, çevreci, Yeşiller üyesi, çevre dostu, ham, olgunlaşmamış
isim
yeşil
Çoğu otun ve yaprağın rengi.
Basit İngilizce açıklama: The color of most grass and leaves.
- Green is my favorite color.
- She painted the door a dark green.
- Mix blue and yellow to make green.
çevreci, Yeşiller üyesi
Çevrenin korunmasını savunan kişi; özellikle çevreci bir siyasi partinin üyesi.
Basit İngilizce açıklama: A person who supports protecting the environment, especially a member of an environmental political party.
- She has always been a green.
- The Greens won three seats in the election.
- Local greens opposed the new airport.
sıfat
yeşil
Çoğu otun ve yaprağın renginde olan.
Basit İngilizce açıklama: Having the color of most grass and leaves.
- Her eyes are green.
- He wore a green shirt yesterday.
- The hills turn greener after the rain.
çevreci, çevre dostu
Çevrenin korunmasına yardımcı olan veya çevreye daha az zarar veren.
Basit İngilizce açıklama: Helping to protect the environment or causing less damage to it.
- We buy green energy.
- The city introduced greener transport policies.
- Can green technology help reduce pollution?
ham, olgunlaşmamış
Henüz olgunlaşmadığı için yemeye hazır olmayan meyve veya sebze.
Basit İngilizce açıklama: Not yet ready to eat because it has not finished growing or developing.
- These bananas are still green.
- Do not pick the apples while they are green.
- She fried slices of green tomato.
deneyimsiz, acemi
Bir iş veya etkinlik konusunda deneyimi az olan.
Basit İngilizce açıklama: Having little experience of an activity or job.
- I was very green when I started.
- The green recruits needed more training.
- She is a little green at dealing with customers.
kıskanç
Başkasında kendisinin de istediği bir şey olduğu için kıskançlık duyan; özellikle “green with envy” ifadesinde kullanılır.
Basit İngilizce açıklama: Unhappy because someone else has something you want, especially in the phrase green with envy.
- She was green with envy.
- The prize made his rivals turn green.
- My friends went green with envy when I showed them the tickets.
fiil
çevre dostu hale getirmek
Bir şeyi değiştirerek çevreye verdiği zararı azaltmak.
Basit İngilizce açıklama: To change something so that it causes less harm to the environment.
- We want to green our business.
- The city greened its transport system by buying electric buses.
- How can we green the building industry?
green kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpgreen ile kurulan ifadeler
- green tea: yeşil çay
- green light: yeşil ışık
- green belt
- green bean: taze fasulye, yeşil fasulye
- green woodpecker: yeşil ağaçkakan
- green pepper: yeşil biber
- green thumb
- green with envy
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語