drive
İngilizce “drive” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /draɪv/
drive Türkçede: sürmek, kullanmak, arabayla gitmek, itmek, zorlamak, sürüklemek
fiil
sürmek, kullanmak
Bir arabanın veya başka bir aracın hareketini kontrol ederek onu sürmek.
Basit İngilizce açıklama: To control a car or another vehicle and make it move.
- Can you drive a car?
- She drove the bus carefully.
- I am learning to drive a van.
arabayla gitmek
Kendi kullandığın bir araba veya başka bir araçla bir yere gitmek.
Basit İngilizce açıklama: To go somewhere in a car or another vehicle that you control.
- I drive to work.
- We drove home after dinner.
- Will you drive across the country this summer?
itmek, zorlamak, sürüklemek
Baskı veya güçlü duygularla birini bir şey yapmaya ya da belirli bir duruma girmeye itmek.
Basit İngilizce açıklama: To make someone do something or enter a particular state, often through strong pressure or feelings.
- This noise will drive me crazy.
- Poverty drove him to steal food.
- Her ambition drove her to work harder.
sürmek, kovmak
İnsanları, hayvanları veya nesneleri genellikle zor kullanarak belli bir yöne hareket ettirmek.
Basit İngilizce açıklama: To make people, animals, or things move in a particular direction, often by force.
- The dogs drive the sheep forward.
- Strong winds drove the rain against the windows.
- The army drove the enemy out of the village.
isim
araba yolculuğu, araba gezintisi
Arabayla veya başka bir araçla yapılan yolculuk ya da gezinti.
Basit İngilizce açıklama: A journey in a car or another vehicle.
- Let us go for a drive.
- The drive home took two hours.
- We enjoyed several scenic drives through the mountains.
azim, güdü, istek
Bir şeyi yapmaya veya başarmaya yönelten güçlü iç istek.
Basit İngilizce açıklama: A strong desire or inner need to do or achieve something.
- She has plenty of drive.
- His drive to succeed kept him working late.
- The team needs someone with energy and drive.
sürücü, disk sürücüsü
Diskteki bilgileri okuyan, saklayan veya diske bilgi yazan bilgisayar aygıtı.
Basit İngilizce açıklama: A computer device that reads, stores, or writes information on a disk.
- My computer needs a new drive.
- She saved the files on an external drive.
- Both drives stopped working after the power failure.
araba yolu
Eve araçla ulaşmak veya araba park etmek için kullanılan kısa özel yol.
Basit İngilizce açıklama: A short private road where you park a car or reach a house.
- Your car is on the drive.
- We parked halfway along their narrow drive.
- The house has a long drive leading to the garage.
drive kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpdrive ile kurulan ifadeler
- drive away: arabayı sürüp gitmek, arabayla uzaklaşmak
- drive someone crazy: çileden çıkarmak, deli etmek
- drive out: kovmak, dışarı çıkarmak
- drive off: arabayla uzaklaşmak
- drive home: iyice anlatmak, kavratmak, vurgulamak
- drive at: belirli bir hızda sürmek
- drive in: arabayla içeri girmek
- drive up: artırmak, yükseltmek
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語