guilty
İngilizce “guilty” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /ˈɡɪlti/
guilty Türkçede: suçluluk duyan, vicdan azabı çeken, suçlu, kabahatli
sıfat
suçluluk duyan, vicdan azabı çeken
Yanlış bir şey yaptığını veya birini incittiğini düşündüğü için kendini kötü hisseden.
Basit İngilizce açıklama: You feel bad because you think you have done something wrong or hurt someone.
- I feel guilty about the lie.
- He gave me a guilty smile.
- Do you ever feel guilty about wasting food?
suçlu, kabahatli
Yanlış bir davranışta bulunmuş ve bundan sorumlu olan.
Basit İngilizce açıklama: You are responsible for doing something wrong.
- I was guilty of lying.
- Both teams were guilty of wasting time.
- Who was guilty of breaking the window?
suçlu
Mahkeme tarafından bir suçu işlediğine karar verilmiş olan.
Basit İngilizce açıklama: A court has decided that you committed a crime.
- The jury found him guilty.
- She pleaded guilty to theft.
- Two men were found guilty of the robbery.
suçlu, kabahatli
Yalan söylemek veya hile yapmak gibi dürüst olmayan bir davranışta bulunmuş olan.
Basit İngilizce açıklama: You have done something dishonest, such as lying or cheating.
- She was guilty of cheating.
- The manager was guilty of deceiving customers.
- Were both players guilty of lying?
guilty kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpguilty ile kurulan ifadeler
- guilty pleasure
- guilty as charged
- guilty as sin
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語