pinch
İngilizce “pinch” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu
Okunuşu: ABD /pɪntʃ/
Diğer biçimleri: pinching, pinched
pinch Türkçede: çimdiklemek, sıkıştırmak, çalmak, tutuklamak, yakalamak, sıkıntıya sokmak
fiil
çimdiklemek
Derinin küçük bir bölümünü başparmakla başka bir parmak arasında, genellikle acıtacak şekilde sıkmak.
Basit İngilizce açıklama: To press a little skin between your finger and thumb, usually making it hurt.
- Please do not pinch me.
- She pinched her brother on the arm.
- I pinched myself to check I was awake.
sıkıştırmak
Bir şeyi iki şey arasında, acı veya rahatsızlık verecek kadar sıkmak.
Basit İngilizce açıklama: To press something tightly between two things, causing pain or discomfort.
- These shoes pinch my toes.
- The door pinched her finger.
- Does the belt pinch when you sit down?
çalmak
Başkasına ait bir şeyi izinsiz almak.
Basit İngilizce açıklama: To take something that belongs to someone else without permission.
- Someone pinched my bike.
- He pinched a biscuit from the tin.
- Who keeps pinching my pens?
tutuklamak, yakalamak
Birini yakalayıp tutuklu olarak götürmek.
Basit İngilizce açıklama: To catch someone and take them away as a prisoner.
- The cops pinched him yesterday.
- She got pinched outside the station.
- They pinched the thief before he could escape.
sıkıntıya sokmak, daraltmak
Birini parasız, yiyeceksiz veya yeterli alanı olmadan bırakarak zor durumda bırakmak.
Basit İngilizce açıklama: To cause difficulty or suffering by leaving someone without enough money, food, or space.
- Hunger pinched the whole village.
- The family was pinched for money.
- Higher rents pinched the poorest workers hardest.
isim
tutam
Bir şeyin çok küçük miktarı; özellikle parmak uçlarıyla alınabilecek kadar.
Basit İngilizce açıklama: A very small amount of something.
- Add a pinch of salt.
- The soup needs another pinch of pepper.
- She stirred a pinch of cinnamon into her coffee.
çimdik, sıkıştırma
Bir şeyi başparmakla başka bir parmak arasında sıkma hareketi.
Basit İngilizce açıklama: An act of pressing something between your finger and thumb.
- She gave my arm a pinch.
- A gentle pinch tested the softness of the fabric.
- He felt a sharp pinch on his cheek.
sıkışık durum, zor durum
Yardıma veya hızlı bir çözüme ihtiyaç duyulan güç durum.
Basit İngilizce açıklama: A difficult situation in which you need help or a quick solution.
- Call me if you are in a pinch.
- In a pinch, a spoon works as a small shovel.
- At a pinch, this room could hold twelve people.
pinch hakkında sık sorulanlar
pinch ne demek?
“pinch” Türkçede “çimdiklemek” demektir. Derinin küçük bir bölümünü başparmakla başka bir parmak arasında, genellikle acıtacak şekilde sıkmak.
pinch Türkçesi nedir?
pinch kelimesinin Türkçe çevirileri: çimdiklemek, sıkıştırmak, çalmak, tutuklamak, yakalamak, sıkıntıya sokmak.
pinch nasıl okunur?
/pɪntʃ/ diye okunur.
pinch cümle içinde nasıl kullanılır?
Please do not pinch me. She pinched her brother on the arm.
pinch kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUppinch ile kurulan ifadeler
- pinch of salt
- pinch out
- pinch off: çimdik atmak, çimdiklemek
- pinch hitter
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語