prize
İngilizce “prize” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /praɪz/
prize Türkçede: ödül, üstün nitelikli, ödüllük, ganimet, çok değer vermek, zorlayarak açmak
isim
ödül
Bir yarışmayı kazanan veya çok başarılı olan kişiye verilen şey.
Basit İngilizce açıklama: Something given to someone for winning a competition or doing very well.
- She won a prize.
- First prize is a new bicycle.
- What prizes did the winners receive?
üstün nitelikli, ödüllük
İsimden önce gelerek, bir şeyin yarışmada ödül kazanabilecek kadar iyi olduğunu belirtir.
Basit İngilizce açıklama: Used before a noun to describe something so good that it could win a competition.
- The farmer showed us his prize bull.
- She grew a prize pumpkin in her garden.
- His prize roses attracted visitors from nearby villages.
ganimet
Düşmandan veya başka birinden güç ya da ustaca planlama yoluyla ele geçirilen şey.
Basit İngilizce açıklama: Something taken from an enemy or another person by force or clever planning.
- The captured ship became their prize.
- The soldiers divided the prizes taken during the battle.
- The fleet returned with several valuable prizes.
fiil
çok değer vermek
Bir şeyi çok önemli veya değerli görmek.
Basit İngilizce açıklama: To consider something very important or valuable.
- I prize your friendship.
- The artist’s early paintings are highly prized.
- They prize these old books for their beautiful illustrations.
zorlayarak açmak, kanırtmak
Genellikle bir alet kullanarak bir şeyi zorla açmak veya başka bir şeyden ayırmak.
Basit İngilizce açıklama: To force something open or away from something else, often using a tool.
- She prized the lid open.
- They prized the metal cover off with a crowbar.
- Can you prize these two boards apart?
sıfat
ödüllü
Bir yarışmada ödül kazanmış olan.
Basit İngilizce açıklama: Having won an award in a competition.
- The prize bull wore a blue ribbon.
- Her prize vegetables were displayed at the fair.
- Visitors admired the prize roses after the judges announced the winners.
olağanüstü, tam bir
Kendi türünde çok üstün; bazen birinin ne kadar aptal olduğunu vurgulamak için kullanılır.
Basit İngilizce açıklama: Extremely good or outstanding of its kind; sometimes used to emphasize how foolish someone is.
- What a prize fool I was!
- The collection includes a prize specimen of this rare butterfly.
- He made himself look like a prize idiot at the meeting.
prize kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpprize ile kurulan ifadeler
- prize pig
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語