reason
İngilizce “reason” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /ˈriːzən/
reason Türkçede: neden, sebep, gerekçe, akıl, mantık, akıl yürütmek
isim
neden, sebep, gerekçe
Bir olayın neden olduğunu veya birinin neden bir şey yaptığını açıklayan şey.
Basit İngilizce açıklama: Something that explains why an event happens or why someone does something.
- What is the reason?
- She gave no reason for leaving.
- There are several reasons why the flight was delayed.
akıl, mantık
Açıkça düşünme, gerçekleri anlama ve mantıklı kararlar verme yeteneği.
Basit İngilizce açıklama: The ability to think clearly, understand facts, and make sensible judgments.
- Use reason to decide.
- Fear can overcome reason.
- She appealed to his reason instead of his emotions.
fiil
akıl yürütmek, muhakeme etmek
Bir sonuca ulaşmak için bilgileri veya düşünceleri mantıklı biçimde değerlendirmek.
Basit İngilizce açıklama: To think carefully about facts or ideas in order to reach a conclusion.
- Try to reason calmly.
- She reasoned that the shop would still be open.
- We reasoned from the evidence to find the most likely explanation.
ikna etmek
Mantıklı açıklamalar veya gerekçeler sunarak birini ikna etmek.
Basit İngilizce açıklama: To persuade someone by giving sensible explanations or arguments.
- Try to reason with him.
- She reasoned me into taking a break.
- We could not reason him out of leaving.
mantıkla yenmek, akıl yoluyla gidermek
Bir duyguyu, inancı veya itirazı mantıklı gerekçelerle yenmek ya da gidermek.
Basit İngilizce açıklama: To defeat a feeling, belief, or objection by using logical arguments.
- She tried to reason down her anger.
- He reasoned away every objection we raised.
- They could not reason away their doubts.
reason kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpreason ile kurulan ifadeler
- reason out
- reason with
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語