senior
İngilizce “senior” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /ˈsiːnjɚ/ · İngiltere /ˈsiːniə/
senior Türkçede: kıdemli, üst düzey, yaşlı, ileri yaşta, son sınıf, üst sınıf
sıfat
kıdemli, üst düzey
Bir işte veya grupta daha yüksek konuma ya da daha fazla sorumluluğa sahip olan.
Basit İngilizce açıklama: Having a higher position or greater responsibility in a job or group.
- Ask a senior member of staff.
- He became a senior manager last year.
- Several senior officers attended the meeting.
yaşlı, ileri yaşta
Yaşı ilerlemiş, özellikle emeklilik yaşına gelmiş veya bu yaşı geçmiş olan.
Basit İngilizce açıklama: Older, especially at or beyond the usual age for stopping work.
- Senior citizens get cheaper tickets.
- The library offers classes for senior residents.
- Do you offer a senior discount?
son sınıf, üst sınıf
Okulun veya üniversitenin son yılıyla ya da lisenin üst sınıflarıyla ilgili.
Basit İngilizce açıklama: Relating to the final year of school or university, or the upper years of high school.
- She is in her senior year.
- Our senior prom is in May.
- He teaches science at a senior high school.
büyükler, yetişkin
Daha genç veya deneyimsiz oyuncular yerine, belirli bir yaşın ya da deneyim düzeyinin üstündeki oyuncular için olan.
Basit İngilizce açıklama: For players above a particular age or experience level, rather than younger or less experienced players.
- He joined the senior team.
- She won her first senior championship last year.
- The club has separate junior and senior leagues.
isim
son sınıf öğrencisi
Lisenin, yüksekokulun veya üniversitenin son yılında okuyan öğrenci.
Basit İngilizce açıklama: A student in the last year of high school, college, or university.
- My brother is a senior.
- The seniors are preparing for graduation.
- As a college senior, she began applying for jobs.
yaşlı, yaşça büyük kişi
Başka birinden yaşça büyük olan kişi veya genellikle 65 yaşını geçmiş yetişkin.
Basit İngilizce açıklama: A person who is older than another person, or an older adult, usually aged 65 or more.
- Seniors get cheaper tickets.
- She is five years his senior.
- The center offers exercise classes for seniors.
üst, amir
Bir işte veya grupta başka bir kişiden daha yüksek konumda bulunan kişi.
Basit İngilizce açıklama: Someone who has a higher position than another person in a job or group.
- Ask your senior for advice.
- He showed respect to his seniors.
- Although she is younger, she is my senior at work.
senior kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpsenior ile kurulan ifadeler
- senior citizen
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語