LookItUp

bail

İngilizce “bail” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu

Okunuşu: ABD /beɪl/

Diğer biçimleri: bailed

bail Türkçede: kefalet, kefalet parası, su boşaltma kepçesi, çekip gitmek, kaçmak, kefaletle serbest bıraktırmak

isim

KEFALETB2

kefalet, kefalet parası

Tutuklanan kişinin duruşmayı beklerken serbest kalması için ödenen veya ödenmesi taahhüt edilen para.

Basit İngilizce açıklama: Money promised or paid so an arrested person can leave prison while waiting for trial.

  • The judge set bail at five thousand dollars.
  • Her family posted bail that evening.
  • He was released on bail while police investigated.

Nasıl kullanılır: on bail (He is out on bail until his trial.)

Sık kullanılan kalıplar: on bail, post bail, grant bail, bail money

SU KEPÇESİC2

su boşaltma kepçesi

Teknedeki suyu dışarı boşaltmak için kullanılan kova veya kepçe.

Basit İngilizce açıklama: A bucket or scoop used to remove water from a boat.

  • Pass me the bail, please.
  • He used a wooden bail to empty the boat.
  • Water kept rising because our bail was too small.

Eş anlamlılar: bailer, scoop, bucket

Sık kullanılan kalıplar: wooden bail, use a bail, boat bail

fiil

ÇEKİP GİTMEB2

çekip gitmek, kaçmak

Özellikle tehlikeden veya hoş olmayan bir durumdan kaçınmak için aniden ayrılmak.

Basit İngilizce açıklama: To leave suddenly, especially to avoid danger or an unpleasant situation.

  • The party was boring, so we bailed.
  • She bailed on us just before the trip.
  • The pilot bailed out when the engine caught fire.

Nasıl kullanılır: bail on someone/something (He bailed on our dinner plans at the last minute.); bail out of something (The pilot had to bail out of the burning plane.)

Eş anlamlılar: leave, quit, pull out

Zıt anlamlılar: stay

Sık kullanılan kalıplar: bail on someone, bail out, bail early

KEFALETLE ÇIKARMAB2

kefaletle serbest bıraktırmak

Para ödeyerek veya ödeme sözü vererek tutuklanan birinin duruşmadan önce serbest kalmasını sağlamak.

Basit İngilizce açıklama: To pay or promise money so an arrested person can leave prison before their trial.

  • Can you bail him out?
  • Her parents bailed her out after the arrest.
  • We had to borrow money to bail our friend out of jail.

Nasıl kullanılır: bail someone out of something (His sister bailed him out of jail.)

Sık kullanılan kalıplar: bail someone out, bail someone

EMANET ETMEC2

emanet etmek, tevdi etmek

Sahibi olmaya devam ettiğiniz bir şeyi geçici olarak saklaması için başkasına vermek.

Basit İngilizce açıklama: To give someone your property to keep temporarily, while you remain its owner.

  • The merchant bailed the goods to a carrier.
  • She bailed her jewelry to the bank for safekeeping.
  • The contract covers property bailed to the warehouse operator.

Nasıl kullanılır: bail something to someone (The owner bailed the goods to a carrier for delivery.)

Eş anlamlılar: entrust, deposit

Sık kullanılan kalıplar: bail goods, bail property, bail something to someone

bail hakkında sık sorulanlar

bail ne demek?

“bail” Türkçede “kefalet” demektir. Tutuklanan kişinin duruşmayı beklerken serbest kalması için ödenen veya ödenmesi taahhüt edilen para.

bail Türkçesi nedir?

bail kelimesinin Türkçe çevirileri: kefalet, kefalet parası, su boşaltma kepçesi, çekip gitmek, kaçmak, kefaletle serbest bıraktırmak.

bail nasıl okunur?

/beɪl/ diye okunur.

bail cümle içinde nasıl kullanılır?

The judge set bail at five thousand dollars. Her family posted bail that evening.

bail kelimesini okurken öğren

LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.

Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUp

bail ile kurulan ifadeler

EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語

Diğer kelimeler