knock
İngilizce “knock” kelimesinin Türkçe anlamı, çevirisi ve okunuşu
Okunuşu: ABD /nɑːk/ · İngiltere /nɒk/
Diğer biçimleri: knocks, knocked, knocking
knock Türkçede: tıklatma sesi, kapı sesi, darbe, çarpma, vuruş sırası, isabetli vuruş
isim
tıklatma sesi, kapı sesi
Sert bir şeyin özellikle kapı gibi ahşap bir yüzeye vurmasıyla çıkan kısa ses.
Basit İngilizce açıklama: A short sound made when something hard hits a wooden surface, especially a door.
- I heard a knock.
- Three sharp knocks came from the front door.
- Did you hear that knock on the wooden wall?
darbe, çarpma
Acıya veya hasara yol açabilen ani çarpma ya da vuruş.
Basit İngilizce açıklama: A sudden hit against something, which may cause pain or damage.
- My knee took a knock.
- The box survived several knocks during the journey.
- He felt dizzy after a knock on the head.
vuruş sırası
Krikette oyuncunun topa vurduğu sıra ve bu sırada kazandığı sayılar.
Basit İngilizce açıklama: A player's turn at hitting the ball in cricket, including the runs they score.
- She played a fine knock.
- His unbeaten knock saved the cricket match.
- The captain's knock of sixty included eight boundaries.
isabetli vuruş
Beyzbolda topu oyun alanına gönderen, özellikle vurucunun kaleye ulaşmasını sağlayan vuruş.
Basit İngilizce açıklama: A hit that sends a baseball into the playing field, especially one that lets the batter reach base.
- His knock reached the outfield.
- Two base knocks brought a runner home.
- The batter's final knock won the game.
fiil
kapı çalmak, tıklatmak
Genellikle kapıda dikkat çekmek için parmak eklemleriyle bir yüzeye vurmak.
Basit İngilizce açıklama: To hit a surface with the joints of your fingers, usually to get someone's attention at a door.
- Please knock before you enter.
- I knocked on the door, but nobody answered.
- She knocked gently on the wooden frame.
çarpmak, vurmak
Bir şeye, çoğu zaman yanlışlıkla, çarpmak veya vurarak onu hareket ettirmek.
Basit İngilizce açıklama: To hit something, often by accident, or make it move by hitting it.
- I knocked my elbow.
- She accidentally knocked the cup off the shelf.
- He knocked the ball across the field.
eleştirmek, kötülemek
Bir kişi veya şey hakkında, çoğu zaman haksızca, kötü şeyler söylemek.
Basit İngilizce açıklama: To say bad things about someone or something, often unfairly.
- Stop knocking my ideas.
- They knocked his cooking without tasting it.
- It's easy to knock someone else's efforts.
knock hakkında sık sorulanlar
knock ne demek?
“knock” Türkçede “tıklatma sesi” demektir. Sert bir şeyin özellikle kapı gibi ahşap bir yüzeye vurmasıyla çıkan kısa ses.
knock Türkçesi nedir?
knock kelimesinin Türkçe çevirileri: tıklatma sesi, kapı sesi, darbe, çarpma, vuruş sırası, isabetli vuruş.
knock nasıl okunur?
Amerikan İngilizcesinde /nɑːk/, İngiliz İngilizcesinde /nɒk/ diye okunur.
knock cümle içinde nasıl kullanılır?
I heard a knock. Three sharp knocks came from the front door.
knock kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpknock ile kurulan ifadeler
- knock out: bayıltmak, nakavt etmek
- knock down: devirmek, yere düşürmek
- knock about: ortalıkta durmak, bir yerlerde bulunmak
- knock on wood: tahtaya vurmak
- knock off: vurarak düşürmek
- knock back: hızla içmek, yuvarlamak
- knock up: hamile bırakmak
- knock over: devirmek, çarparak düşürmek
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語