master
İngilizce “master” kelimesinin Türkçe anlamı
ABD /ˈmæstɚ/ · İngiltere /ˈmɑːstə/
master Türkçede: usta, üstat, yüksek lisans, yüksek lisans mezunu, efendi, hâkim
isim
usta, üstat
Özellikle sanat gibi bir alanda olağanüstü becerisi olan kişi.
Basit İngilizce açıklama: Someone who is extremely good at an activity, especially an art.
- She is a master of painting.
- The young musician studied the great masters.
- He became a master at creating tiny sculptures.
yüksek lisans, yüksek lisans mezunu
Genellikle lisans eğitiminden sonra alınan üniversite derecesi veya bu dereceyi almış kişi.
Basit İngilizce açıklama: A university qualification usually earned after a first degree, or a person with this qualification.
- She has a master's degree in biology.
- He graduated as a Master of Arts.
- Does this course lead to a master's?
efendi, hâkim
Bir kişi veya şey üzerinde güç ve kontrol sahibi olan kişi.
Basit İngilizce açıklama: A person who has power over someone or something.
- He is master of his own life.
- The servants obeyed their master.
- Who is the real master here?
sahip, efendi
Bir hayvanın sahibi; geçmişte köleleştirilmiş insanları mülkü sayan kişi için de kullanılırdı.
Basit İngilizce açıklama: A person who owns an animal, or historically a person who owned enslaved people.
- The dog followed its master home.
- The horse recognized its master immediately.
- Enslaved workers were forced to obey their masters.
sıfat
usta
Belirli bir işte veya etkinlikte son derece becerikli olan.
Basit İngilizce açıklama: Extremely good at a particular job or activity.
- He is a master carpenter.
- A master chef prepared our dinner.
- The workshop employs three master builders.
ustaca, ustalıklı
Büyük beceri ve kendinden eminlik gösteren.
Basit İngilizce açıklama: Showing great skill and confidence.
- It was a master performance.
- That master stroke changed the whole match.
- Critics praised her master technique.
fiil
ustalaşmak, iyice öğrenmek
Bir şeyi kolayca ve başarıyla yapabilecek kadar iyi öğrenmek.
Basit İngilizce açıklama: To learn something so well that you can do it easily and successfully.
- You can master this skill with practice.
- She mastered the basics in a week.
- Have you mastered the new software yet?
yüksek lisans yapmak
Lisans sonrası üniversite eğitimini tamamlayıp yüksek lisans derecesi almak.
Basit İngilizce açıklama: To complete university study and receive a degree above a first degree.
- He mastered in chemistry.
- She plans to master in English next year.
- They mastered in education at the same college.
master kelimesini okurken öğren
LookItUp, okuduğun cümleye uyan anlamı Türkçe gösterir ve yeni kelimeleri kısa tekrar kartlarına çevirir.
Çok yakında App Store'da iPhone ve iPad için LookItUpmaster ile kurulan ifadeler
- master of ceremonies: seremoni lideri
- master key
- master class
- master plan
- master out
EnglishEspañolFrançaisDeutschItaliano日本語